Yuhanna 20

20
Yuhanna Bölüm 20

 

IX. TANRI’NIN OĞLU’NUN ZAFERİ (Bölüm 20)

A. Boş Mezar (20:1-10)

20:1   Haftanın ilk günü pazardı. Mecdelli Meryem daha şafak sökmeden mezara gitti. Mezarın tepenin ya da kayanın yan tarafında kazılmış küçük bir oda olması olasıdır. Taş, şüphesiz para gibi yuvarlak ve düzdü. Mezarın önündeki hendeğe ya da oluğa uyardı ve kapıyı kapatmak için kapıya doğru yuvarlanabilirdi. Meryem oraya vardığında taş zaten kaldırılmıştı. Bu, Matta 28’inci bölümden de öğrendiğimiz gibi, doğal olarak Mesih’in dirilişinden sonra olmuştu.

20:2   Meryem hemen, Petrus ve Yuhanna’nın yanına birinin Rab’bin cesedini mezardan çıkardığı haberiyle soluk soluğa koştu. Bunu kimin yapmış olduğunu söylemedi, ama sadece bunun tek bildiği şey olduğunu göstermek için onlar dedi. Kadınların, Rabbimizin çarmıha gerilmesindeki ve dirilişindeki sadakatleri ve bağlılıklarına dikkat edilmelidir. Öğrenciler Rab’bi terk edip kaçmışlardı. Kadınlar kendi emniyetlerini düşünmeksizin destek oldular. Bunlar anlamsız değildir.

20:3-4   Petrus ve Yuhanna’nın kentten çıkıp Golgota’nın yakınındaki bahçeye koşarken ne düşündüklerini tahmin etmek zor. Yuhanna’nın Petrus’dan daha genç olması olasıdır; mezara önce o ulaştı.

20:5   Eğilip içeri girmek ya da bakmak isteyen biri için mezarın alçak bir girişi olmalıydı. Yuhanna keten bezleri yerde serili gördü. Bedenden çözülmüşler miydi, yoksa hâlâ bedene sarılmış oldukları şekilde miydiler? İkincisinin söz konusu olduğunu sanıyoruz, ama mezarın içine girmedi.

20:6-7   Petrus, ona yetişip tereddüt etmeden mezara girdi. Petrus’un bu ani davranışında kendimizi ona yakın hissetmemizi sağlayan bir şey var. Yerde duran bezleri o da gördü, ama Kurtarıcı’nın bedeni orada değildi.

Rab’bin ayrılışının düzenli ve telaşsız olduğunu göstermek için mendil ayrıntısı eklenmiştir. Birisi cesedi çalmışsa, bezi dikkatle dürmüş olamazdı.

20:8   Yuhanna mezara girdi, bezlerin ve mendilin durumunu gördü. Ama gördü ve iman etti sözüyle, fiziksel görüşün ötesinde bir şey ifade edilir. Dirilişi kavramış olduğu anlamındadır. Önünde Mesih’in dirilişinin kanıtları vardı. Ona neler olduğu gösterildi ve iman etti.

20:9   Öğrenciler o zamana kadar Mesih’in ölümden dirilmesi gerektiğini belirten Eski Antlaşma’daki Kutsal Yazıları gerçekten anlamamışlardı. Rab’bin kendisi, bunu onlara defalarca anlatmıştı, ama onlar anlamamışlardı. Yuhanna bunu anlayan ilk öğrenciydi.

20:10   Bundan sonra öğrenciler, büyük olasılıkla kaldıkları yer olan Kudüs’e döndüler. Şüphesiz, mezarın yanında beklemenin bir faydası olmayacağı sonucuna varmışlardı. Gidip diğer öğrencilere, gördüklerini anlatmaları daha iyi olacaktı.

B. İsa’nın Mecdelli Meryem’e Görünmesi (20:11-18)

20:11   İlk iki sözcük dikkat çeker: Meryem ise. Diğer iki öğrenci eve gitti, ama Meryem… Burada yine bir kadının sevgi ve bağlılığını görüyoruz. Çok affedilmiş olduğundan, çok seviyordu. Cesedin belki de Rab’bin düşmanları tarafından çalınmış olduğunu düşünüp mezarın yanında ağlayarak tek başına nöbet tuttu.

20:12   Bu sefer içeri baktığında, İsa’nın cesedinin yatmış olduğu yerde duran iki melek gördü. Bu şahane gerçeklerin sakince ve heyecanlanmaksızın ifade edilmesi fevkâlade bir şeydir.

20:13   Meryem’in korku ve şaşkınlık göstermediği görülüyor. Onların sorusuna sanki bu doğal bir şeymiş gibi yanıt verdi. İsa’nın dirilmiş ve sağ olduğunu hâlâ anlamadığı, verdiği karşılıktan belli oluyor.

20:14   O anda bir şey arkasına dönüp bakmasına neden oldu. İsa, karşısında ayakta duruyordu, ama Meryem Rab’bi tanımadı. Henüz sabahın erken bir saatiydi, belki daha şafak sökmemişti. Devamlı ağlıyor olmasından şüphesiz görüşü bulanıklaşmıştı. Aynı zamanda Tanrı’nın, doğru zaman gelinceye kadar Rab’bi tanımasını engellemiş olması da mümkündür.

20:15   Rab, bu soruların yanıtını biliyordu, ama bunları onun ağzından duymak istiyordu. O’nu bahçıvan sandı. Dünyanın Kurtarıcısı, insanlara çok yakın olabilir, ama yine de tanınmayabilir. Genellikle yeryüzünün büyüklerinden biri gibi değil, alçakgönüllü bir görünümde gelir. Meryem yanıtında Rab’bin adını kullanmadı. İsa’yı üç kez “O’nu diyerek belirtti. İlgilendiği tek bir Kişi vardı ve O’nu daha fazla tanıtması gereksizdi.

20:16   Meryem kendisini adıyla çağıran tanıdık bir ses duydu. Hata yapmak imkânsızdı – İşte İsa! O’na, “Büyük Öğretmenim” anlamına gelen “Rabbuni” diye hitap etti. Aslında hâlâ O’nu tanımış olduğu Büyük Öğretmen olarak düşünüyordu. O’nun Öğretmeninden çok Rab’bi ve Kurtarıcısı olduğunu anlamadı. Bunun için Rab onu, bundan sonra kendisini tanıyacağı daha yeni ve dolu şekli açıklamaya hazırladı.

20:17   Meryem, İsa’yı kişisel olarak insan yönüyle tanıyordu. İsa’nın, insan bedeninde yaptığı mucizelere tanık olmuştu. Bu yüzden, İsa’yı gözleriyle göremezse, O’ndan bereket alamayacağı sonucuna vardı. “Bana bedende bir insan olarak dokunma. Daha Baba’nın yanına çıkmadım. Cennete döndüğümde, Kutsal Ruh yeryüzüne gönderilecek. O geldiği zaman, beni yüreğine daha önce hiç tanımadığın bir şekilde açıklayacak. Sana buradaki yaşamın boyunca olduğumdan daha yakın ve içten olacağım” dedi.

Sonra ona kardeşlerine gitmesini ve getirilen yeni düzeni onlara anlatmasını söyledi. Rab, ilk defa öğrencilerden “Kardeşlerim” diye söz etti. Babasının onların Babası ve Tanrı’sının onların Tanrı’sı olduğunu bilmeliydiler. Öğrenciler şimdiye kadar “oğullar” ve “Tanrı’nın mirasçıları” yapılmamışlardı.

Rab İsa, “Babamız” demeyip “Benim Babam ve sizin Babanız” dedi. Bunun nedeni Tanrı’nın bizimkinden daha farklı bir anlamda O’nun Babası olmasıdır. Tanrı sonsuzluklar boyunca Rab İsa’nın Babasıdır. Mesih sonsuz kuşaklarca Oğul’dur. Oğul Baba’yla eşittir. Biz Tanrı’nın evlat edinilmiş çocuklarıyız. Bu kurtulduğumuz zaman başlayan ve hiç son bulmayacak bir ilişkidir. Tanrı’nın çocukları olarak Tanrı’yla eşit değiliz ve hiçbir zaman da olmayacağız.

20:18   Mecdelli Meryem kendisine verilen göreve itaat etti ve birinin söylediği gibi “elçilere elçi” oldu. Bu büyük ayrıcalığın ona, Mesih’e olan bağlılığına ödül olarak verildiğinden kuşku duymak mümkün mü?

C. Öğrencilerine Görünüyor (20:19-23)

20:19   Şimdi pazar akşamıydı. Öğrenciler bir aradaydılar, belki de üç gece önce toplanmış oldukları üst kattaki odadaydılar. Yahudilerden korktukları için kapılar kilitliydi. Birden İsa’nın ortalarında durduğunu gördüler ve O’nun “Size Esenlik olsun” diyen sesini işittiler. Rab’bin odaya kapılar açılmadan girdiği görülüyor. Bu bir mucizeydi. Dirilen bedeninin, et ve kemikten olan gerçek bir beden olduğu anımsanmalıdır. Buna rağmen engellerden geçecek ve doğal yasalardan bağımsız hareket edecek güce sahipti. “Size esinlik olsun!” sözü, Mesih’in çarmıhtaki ölümüyle sağladığı barıştan dolayı yeni bir anlam taşır. İmanla aklanmış olanlar Tanrı’nın sağladığı esenliğe sahiptir.

20:20   Esenlik diledikten sonra, onlara çarmıhtaki eleminin izlerini gösterdi. Çivilerin ve mızrağın neden olduğu yaraların izlerini gördüler. O’nun gerçekten Rab olduğunu anlayınca yüreklerini sevinç kapladı. Aynen söylediği gibi yapmıştı. Ölümden dirilmişti. Diri Rab, inanlının sevincinin kaynağıdır.

20:21   21’nci ayet çok güzeldir. İnanlılar O’nun esenliğinden bencilce zevk almamalıdır. O’nu başkalarıyla paylaşmalıdırlar. Bu nedenle İsa öğrencilerini Baba’nın Kendisini göndermiş olduğu gibi dünyaya gönderiyor:

Mesih dünyaya yoksul bir Kişi gibi,
Hizmetkar olarak geldi.
Yüceliğinden soyundu.
Baba’nın isteğini yapmaktan zevk aldı.
Kendisini insanla bir tuttu.
İşi iyileştirmekti.
Her şeyi Kutsal Ruh’un gücüyle yaptı.
Amacı çarmıhtı.

Şimdi öğrencilere, “Ben de sizi gönderiyorum” dedi.

20:22   Bu, Müjde bölümleri arasındaki en zor ayetlerden biridir. İsa’nın öğrencilere üflediğini ve “Kutsal Ruh’u alın” dediğini okuruz. Sorun, Kutsal Ruh’un Pentikost gününe kadar verilmemiş olmasıdır. Buna rağmen Rab olay gerçekleşmeden önce bu sözleri nasıl söyleyebildi?

Çeşitli açıklamalar yapılmıştır: (1) Bazıları Rab’bin sadece onlara Pentikost gününde alacakları bir vaatte bulunduğunu ileri sürer. Bu yeterli bir açıklama değildir. (2) Bazıları, Kurtarıcı’nın aslında “Kutsal Ruh’un kendisini alın” demekten çok “Kutsal Ruh alın” dediğine işaret eder. Buradan, öğrencilerin o zamana kadar Kutsal Ruh’un kendisini tüm doluluğuyla almadıkları, ama biraz daha derin gerçek bilgisi ya da güç ve görev için, güç ve rehberlik gibi Kutsal Ruh’un bazı hizmetlerini aldıkları sonucuna varırlar. Öğrencilerin Kutsal Ruh garantisini ya da önceden tadını aldığını söylerler. (3) Bazıları da o zaman Kutsal Ruh’un öğrencilerin üzerine tam olarak döküldüğünü ifade eder. Bu, Kutsal Ruh’un gelişinin hâlâ gelecekte olacağından söz eden Luka 24:49 ve Elçilerin İşleri 1:4,5,8 gibi ifadelerin karşısında olası görünmüyor. Yuhanna 7:39’a göre Ruh’un İsa yüceltilene, yani cennete geri dönene kadar, tüm doluluğuyla gelemeyeceği açıktır.

20:23   Bu da çok tartışılan başka bir ayettir. (1) Bir görüşe göre İsa aslında öğrencilerine (ve onların sözüyle iman edenlere) günahları bağışlama ya da bağışlamama gücünü verdi. Bu sadece, Tanrı’nın günahları bağışlayabileceğini söyleyen Kutsal Kitap öğretişiyle (Luk.5:21) doğrudan çelişir. (2) Gaebelein, ikinci bir görüşten alıntı yapar: “Vaat edilen güç ve verilen yetki, günahların hangi koşullarda bağışlanacağı ve bu koşullar kabul edilmediğinde bağışlanmayacağını bildiren Müjde öğretişiyle bağlantılıdır.” (3) Bizim kabul ettiğimiz üçüncü görüş ise, (ki ikincisine benzer), öğrencilere günahların bağışlandığını bildirme hakkının verildiğidir.

Bu üçüncü görüşü örnekleyelim. Öğrenciler Müjde’yi duyurmaya gider. Bazıları günahlarından tövbe eder ve Rab İsa’yı kabul eder. Öğrenciler onlara, günahlarının bağışlanmış olduğunu söylemekle yetkilendirilmiştir. Bazıları da tövbe etmeyi reddederler ve Mesih’e iman etmezler. Öğrenciler onlara hâlâ günah içinde yaşadıklarını ve ölürlerse sonsuza kadar mahvolacaklarını söylerler.

Bu açıklamaya ek olarak öğrencilere, uğraştıkları belirli günahlar konusunda Rab tarafından özel bir yetki verildi. Örneğin, Elçilerin İşleri 5:1-11’de Petrus bu gücü kullandı ve bu, Hananya ile Safira’nın ölümüyle sonuçlandı. Pavlus’un, 1. Korintliler 5:3-5,12,13’de kötülük yapanın günahını yargıladığı, ve 2. Korintliler 2:4-8’de günahı bağışladığı görülür. Bu durumlarda, bu günahların cezasından bu yaşamda bağışlanma söz konusudur.

Ç. Şüphe İmana Dönüşür (20:24-29)

20:24   Tomas orada olmadığı için suçlanması gerektiği sonucuna varmayalım. Yokluğunun nedenini gösteren bir şey söylenmemiştir.

20:25   Tomas inançsız tutumundan dolayı Rab’bin dirilişinin görünen ve dokunulan kanıtına sahip olmalıydı; yoksa inanmayacaktı. Bu, bugün birçok kişinin de takındığı tutumdur, ama akıllıca bir şey değildir. Bilim adamları bile görmedikleri ve dokunmadıkları birçok şeye inanır.

20:26   Bir hafta sonra Rab yine öğrencilerine göründü. Bu sefer Tomas da onlarla birlikteydi. Rab yine odaya mucizevi bir şekilde girdi ve yine onları, “Size esenlik olsun!” sözleriyle selamladı.

20:27   Rab imansız izleyicisiyle nazikçe ve sabırla uğraştı. Elini böğründeki mızrak yarasına koyarak, onu dirilişinin gerçekliğini kanıtlamaya davet etti.

20:28   Tomas ikna oldu. Elini Rab’bin böğrüne koyup koymadığını bilmiyoruz. Ama sonunda İsa’nın dirilmiş olduğunu ve hem Rab hem de Tanrı olduğunu anladı. John Boys bunu güzel bir şekilde ifade eder: “Gördüğü yaralarla görmediği Tanrılığı kabul etti.”

20:29   Dikkat edilmesi gereken önemli şey, İsa’nın Tanrı olarak tapınılmayı kabul etmesidir. Sadece bir insan olsaydı, bunu reddetmesi gerekirdi. Ancak Tomas’ın imanı Rab’bi çok memnun eden bir iman türü değildi. Görmeye dayanan inançtı. Görmeden iman edenler daha mutludur.

En emin kanıt, Tanrı’nın Sözüdür. Tanrı bir şey derse, ona inanarak O’nu onurlandırırız; ama ek kanıtlar talep ederek O’nun onurunu zedeleriz. Sadece O söylediği için iman etmeliyiz, çünkü O yalan söyleyemez ya da yanılamaz.

D. Yuhanna Müjde’sinin Amacı (20:30-31)

İsa tarafından yapılan bütün mucizeler Yuhanna bölümünde kayıtlı değildir. Kutsal Ruh, O’nun amacına en iyi hizmet edecek olanları seçti.

Burada Yuhanna’nın kitabı yazma amacını görüyoruz. Okuyucularının İsa’nın gerçek Mesih ve Tanrı’nın Oğlu olduğuna iman edebilmeleri içindi. Böylece iman ederek O’nun adıyla sonsuz yaşama kavuşacaklardı.

Siz iman ettiniz mi?

 

Kutsal Kitap

1 Haftanın ilk günü* erkenden, ortalık daha karanlıkken Mecdelli Meryem mezara gitti. Taşın mezarın girişinden kaldırılmış olduğunu gördü.
2 Koşarak Simun Petrus’a ve İsa’nın sevdiği öbür öğrenciye geldi. “Rab’bi mezardan almışlar, nereye koyduklarını da bilmiyoruz” dedi.
3 Bunun üzerine Petrus’la öteki öğrenci dışarı çıkıp mezara yöneldiler.
4 İkisi birlikte koşuyordu. Ama öteki öğrenci Petrus’tan daha hızlı koşarak mezara önce vardı.
5 Eğilip içeri baktı, keten bezleri orada serili gördü, ama içeri girmedi.
6 Ardından Simun Petrus geldi ve mezara girdi. Orada serili duran bezleri ve İsa’nın başına sarılmış olan peşkiri gördü. Peşkir keten bezlerle birlikte değildi, ayrı bir yerde dürülmüş duruyordu.
7 (SEE 20:6)
8 O zaman mezara ilk varan öteki öğrenci de içeri girdi. Olanları gördü ve iman etti.
9 İsa’nın ölümden dirilmesi gerektiğini belirten Kutsal Yazı’yı henüz anlamamışlardı.
10 Bundan sonra öğrenciler yine evlerine döndüler.
11 Meryem ise mezarın dışında durmuş ağlıyordu. Ağlarken eğilip mezarın içine baktı.
12 Beyazlara bürünmüş iki melek gördü; biri İsa’nın cesedinin yattığı yerin başucunda, öteki ayakucunda oturuyordu.
13 Meryem’e, “Kadın, niçin ağlıyorsun?” diye sordular. Meryem, “Rabbim’i almışlar” dedi. “O’nu nereye koyduklarını bilmiyorum.”
14 Bunları söyledikten sonra arkasına döndü, İsa’nın orada, ayakta durduğunu gördü. Ama O’nun İsa olduğunu anlamadı.
15 İsa, “Kadın, niçin ağlıyorsun?” dedi. “Kimi arıyorsun?” Meryem O’nu bahçıvan sanarak, “Efendim” dedi, “Eğer O’nu sen götürdünse, nereye koyduğunu söyle de gidip O’nu alayım.”
16 İsa ona, “Meryem!” dedi. O da döndü, İsa’ya İbranice*, “Rabbuni!” dedi. Rabbuni, öğretmenim demektir.
17 İsa, “Bana dokunma!” dedi. “Çünkü daha Baba’nın yanına çıkmadım. Kardeşlerime git ve onlara söyle, benim Babam’ın ve sizin Babanız’ın, benim Tanrım’ın ve sizin Tanrınız’ın yanına çıkıyorum.”
18 Mecdelli Meryem öğrencilerin yanına gitti. Onlara, “Rab’bi gördüm!” dedi. Sonra Rab’bin kendisine söylediklerini onlara anlattı.
19 Haftanın o ilk günü akşam olunca, öğrencilerin Yahudi yetkililerden korkusu nedeniyle bulundukları yerin kapıları kapalıyken İsa geldi, ortalarında durup, “Size esenlik olsun!” dedi.
20 Bunu söyledikten sonra onlara ellerini ve böğrünü gösterdi. Öğrenciler Rab’bi görünce sevindiler.
21 İsa yine onlara, “Size esenlik olsun!” dedi. “Baba beni gönderdiği gibi, ben de sizi gönderiyorum.”
22 Bunu söyledikten sonra onların üzerine üfleyerek, “Kutsal Ruh’u alın!” dedi.
23 “Kimin günahlarını bağışlarsanız, bağışlanmış olur; kimin günahlarını bağışlamazsanız, bağışlanmamış kalır.”
24 Onikiler’den* biri, “İkiz” diye anılan Tomas, İsa geldiğinde onlarla birlikte değildi.
25 Öbür öğrenciler ona, “Biz Rab’bi gördük!” dediler. Tomas ise, “O’nun ellerinde çivilerin izini görmedikçe, çivilerin izine parmağımla dokunmadıkça ve elimi böğrüne sokmadıkça inanmam” dedi.
26 Sekiz gün sonra İsa’nın öğrencileri yine evdeydiler. Tomas da onlarla birlikteydi. Kapılar kapalıyken İsa gelip ortalarında durdu, “Size esenlik olsun!” dedi.
27 Sonra Tomas’a, “Parmağını uzat” dedi, “Ellerime bak, elini uzat, böğrüme koy. İmansız olma, imanlı ol!”
28 Tomas O’na, “Rabbim ve Tanrım!” diye yanıtladı.
29 İsa, “Beni gördüğün için mi iman ettin?” dedi. “Görmeden iman edenlere ne mutlu!”
30 İsa, öğrencilerinin önünde, bu kitapta yazılı olmayan başka birçok doğaüstü belirti gerçekleştirdi.
31 Ne var ki yazılanlar, İsa’nın, Tanrı’nın Oğlu Mesih* olduğuna iman edesiniz ve iman ederek O’nun adıyla yaşama kavuşasınız diye yazılmıştır.