Yuhanna 9

9
Yuhanna Bölüm 9

 

H. Altıncı Belirti: Kör Doğan Bir Adam İyileştiriliyor (9:1-12)

9:1   Bu olay, İsa tapınak bölgesinden çıkarken ya da 8. bölümdeki olaylardan bir süre sonra meydana gelmiş olabilir. Durumunun umutsuzluğunu ve görmesini sağlayan mucizenin harikalığını göstermek için adamın doğuştan kör olduğu kaydedilmiştir.

9:2   Öğrenciler tuhaf bir soru sordular. Körlüğün adamın kendi günahından mı yoksa anne babasının günahından mı kaynaklandığını merak ettiler. Adam zaten kör doğmuşken, nasıl kendi günahından kaynaklanabilirdi? Bir çeşit reenkarnasyona, yani ölülerin canlarının yeni bir bedende yeryüzüne döndüğüne mi inanıyorlardı? Yoksa doğumundan sonra onun işleyeceği günahları Tanrı bildiği için kör doğmuş olabileceğini mi öne sürüyorlardı? Körlüğün doğrudan ailedeki günahla bağlantılı olduğunu düşündükleri bellidir. Bunun mutlaka böyle olmasının gerekmediğini biliyoruz. Bütün hastalıklar, elemler ve ölüm dünyaya günahın sonucu olarak girmelerine rağmen, her acının kişinin işlediği günahlar nedeniyle çekildiği doğru değildir.

9:3   İsa adamın ya da anne babasının günah işlememiş olduğunu söylemek istemedi. Aksine, körlüğün yaşamlarındaki günahın doğrudan sonucu olmadığını söylemek istedi. Tanrı bu adamın kör doğmasına Tanrı’nın yüce işlerinin görülmesinde araç olabilmesi için izin vermişti. Adam doğmadan önce Rab İsa bu kör gözlere görüş kazandıracağını biliyordu.

9:4   Kurtarıcı, çarmıha gerilmeden önce, aşağı yukarı üç yıllık hizmet döneminin olduğunu anlıyordu. O zamanın her dakikası, Tanrı için çalışarak geçirilmeliydi. Burada doğuştan kör olan bir adam vardı. Sept günü olmasına karşın Rab İsa onu iyileştirecek bir mucize yapmalıydı. Kısa bir süre sonra hizmet zamanı son bulacaktı ve artık burada, yeryüzünde olmayacaktı. Bu, Mesih’te olan herkese dünyadaki yaşamın hızla geçtiğini ve yeryüzündeki hizmetimizin ebediyen sona ereceği gecenin geleceğini ciddi olarak anımsatır. Bunun için bize verilen zamanı Rab’be makbul bir şekilde hizmet ederek kullanmalıyız.

9:5   İsa, dünyada bir insan olarak bulunduğunda doğrudan ve özel bir şekilde dünyanın ışığı idi. Mucizeler yaparken ve halka öğretirken, dünyanın ışığını gözlerinin tam önünde dururken gördüler. Rab İsa hâlâ dünyanın Işığıdır ve O’na gelen herkese, karanlıkta yürümeyecekleri vaat edilmiştir. Bununla birlikte Rab, bu ayette özellikle yeryüzündeki hizmetinden söz ediyordu.

9:6   Bize, İsa’nın neden toprakla tükürüğü karıştırıp kör adamın gözlerine sürdüğü anlatılmıyor. Bazıları adamın göz kürelerinin olmadığını ve Rab İsa’nın göz küreleri vererek onları yarattığını öne sürdü. Bazıları da, köre görüş verirken, Rab İsa’nın dünyanın gözünde çoğunlukla hor görülen yöntemleri kullandığını öne sürmüştür. Amaçlarını gerçekleştirirken sıradan şeyleri kullandı. Tanrı bugün bile, ruhsal açıdan kör olanlara görüş verirken, yeryüzünün toprağından yaratılmış olan kişileri kullanıyor.

9:7   Rab, kör adamın imanını, ona gidip Şiloha havuzunda yıkanmasını söyleyerek harekete davet etti. Kör olmasına karşın, yine de havuzun yerini herhalde biliyordu ve kendisine söyleneni yapabilirdi. Kutsal Yazılar Şiloha’nın Gönderilmiş anlamına geldiğini belirtir. Belki de bu Mesih’i (“Gönderilmiş” Olan) işaret eder. Bu mucizeyi yapan Kişi, Baba Tanrı tarafından dünyaya gönderilmişti. Kör adam gidip havuzda yıkandı ve gözleri açıldı. Bu olay, görüşünün iyileştirildiği bir durum değildi, çünkü daha önce hiç görmemişti. Mucize o an gerçekleşti ve adam gözlerini hemen kullanmaya başladı. İçinde yaşamış olduğu dünyaya ilk defa bakabilmek onun için ne hoş bir sürpriz olmuştur!

9:8-9   Adamın komşuları şaşıp kaldı. Adamın uzun zamandır oturup dilenen adamla aynı kişi olduğuna inanamıyorlardı (Bir kişi kurtulduğunda da böyle olmalı. Komşularımız bizdeki farkı görebilmeli). Kimi, aynı adam olduğunda ısrar etti. Kimi de –bu kadar emin olamayanlar– yalnızca bir benzerliğin olduğunu kabul ettiler. Ancak adam kör doğmuş olanın kendisi olduğunu söyleyerek bütün kuşkuyu ortadan kaldırdı.

9:10   İsa ne zaman bir mucize yapsa bu, insanların yüreğinde bir çok soruyu harekete geçirir. Bu sorular, sık sık inanlıya Rab için tanıklık etme fırsatını verir. Halk, olaydan sonra adama, bu işin nasıl gerçekleştiğini sordu.

9:11   Tanıklığı yalın, ama inandırıcıydı. İyileşmesindeki gerçekleri, mucizeyi yapanı onurlandırarak tekrar etti. Adam, o zaman Rab İsa’nın kim olduğunu anlamadı. O’ndan sadece “İsa adındaki adam” diye söz etti. Ama daha sonra adamın anlayışı arttı ve İsa’yı tanımaya başladı.

9:12   Rab İsa Mesih’le ilgili olarak tanıklık ettiğimizde, başkalarının yüreklerinde O’nu tanımak için istek yaratırız.

I. Yahudilerin Muhalefeti Artıyor (9:13-41)

9:13   Mucizenin neden olduğu içten hevesle bazı Yahudiler önceleri kör olan adamı Ferisilere götürdüler. Dini liderlerin bu adamın iyileştirilmesine ne kadar kızacaklarını herhalde anlamamışlardı.

9:14   İsa, mucizeyi Sept günü yapmıştı. Eleştirmeye hazır Ferisiler, Tanrı’nın hiçbir zaman Sept günü ile merhamet ya da iyilik eylemini engellemeyi amaçlamadığını anlamadılar.

9:15   Adamın eline, İsa için tanıklık etme fırsatı geçti. Ferisiler de adama gözlerinin nasıl açıldığını sorduklarında, basit hikâyeyi bir kez daha dinlediler.

9:16   Şimdi İsa’nın kim olduğu konusunda başka bir ayrılık doğdu. Ferisilerin bazıları cesurca İsa’nın Tanrı’dan olamayacağını, çünkü Sept gününe uymadığını ilan ettiler. Başkaları da böylesine harika bir mucizeyi günahkâr birinin yapamayacağı sonucuna vardılar. İsa halk arasında sık sık ayrılığa neden oldu. İnsanlar taraf tutmaya zorlandılar: Ya O’nun tarafında ya da O’nun karşısında olacaklardı.

9:17   Ferisiler önceleri kör olan adama İsa hakkında ne düşündüğünü sordular. O, daha İsa’nın Tanrı olduğunu anlamamıştı. İmanı ancak İsa’nın bir peygamber olduğunu kabul edecek boyuta varmıştı. Onun gözünü açmış olanın, Tanrı tarafından gönderildiğine ve tanrısal bir bildirisi olduğuna inanıyordu.

9:18-19   Yahudilerden birçoğu, hâlâ böyle bir mucizenin gerçek olduğuna inanmak istemiyordu. Bunun için adamın anne babasının ne söyleyeceğini işitmek için onları çağırdılar.

Bir çocuğun kör olarak doğup doğmadığını anne babasından daha iyi kim bilebilirdi? Tanıklıkları kesinlikle ikna edici olacaktı. Böylece Ferisiler onlara adamın oğulları olup olmadığını ve gözünün nasıl açıldığını sordular.

9:20-21   Anne babasının tanıklığı olumluydu. Bu, onların oğluydu ve üzüntüyle geçen yıllar boyunca onun hep kör durumda olduğunu biliyorlardı.

Bunun ötesine gitmek istemiyorlardı. Gözünün nasıl açıldığını ya da gözünü açanın kim olduğunu bilmediklerini söylediler. Ferisileri oğullarına yönelttiler. O kendisi için konuşabilirdi.

9:22-23   22’nci ayet anne babanın korkusunu açıklıyor. İsa’nın Mesih olduğunu açıkça söyleyenin havra dışı edileceğini duymuşlardı. Aforoz edilmek, bir Yahudi için çok ciddi bir konuydu. Böylesine ağır bir bedel ödemek istemiyorlardı. Bu, hem kazanç yollarını, hem de Yahudi dininin bütün ayrıcalıklarını kaybetmeleri demekti.

Anne ve baba Yahudi yöneticilerden korktukları için tanıklığı oğullarına havale ettiler.

9:24   “Tanrı’yı yücelt” sözlerinin iki anlamı olabilir. Her şeyden önce bu bir ant içme şekli olabilir. Belki de Ferisiler, “Şimdi gerçeği söyle. Biz bu adamın günahkâr olduğunu biliyoruz” diyorlardı. Ya da, Ferisiler mucize için yüceliğin Tanrı’ya verilmesini ve İsa’nın onurlandırılmamasını talep ediyorlardı; çünkü Ferisiler O’nu günahkâr bir insan olarak görüyorlardı.

9:25   Ferisiler, her defasında başarısızlıkla karşılaştılar. Rab İsa’yı her aşağılamaya çalıştıklarında, çabaları O’na daha çok onur getirmekle sonuçlandı. Adamın buradaki tanıklığı güzeldi. İsa’nın kimliği hakkında çok şey bilmiyordu, ama bildiği bir şey vardı: Kördü ve şimdi görüyordu. Bu hiç kimsenin yadsıyamayacağı bir tanıklıktı.

Bu durum yeniden doğanlar için de böyledir. Dünya kuşkulanabilir, alay edebilir ve küçümseyebilir, ama biz bir zamanlar kayıp olduğumuzu ve şimdi Tanrı’nın lütfuyla kurtulduğumuzu söylediğimizde, tanıklığımızı yadsıyamazlar.

9:26-27   Ondan ayrıntıları tekrar etmesini isteyerek sorgulamaya yeniden başladılar. Açıkça belliydi ki, önceleri kör olan adam artık kızmıştı. Onlara durumu anlatmış olduğunu, ama dinlemediklerini anımsattı. Niçin yeniden işitmek istiyorlardı? İsa’nın öğrencileri mi olmaya niyetliydiler? Bu, açıkça iğnelemek için sorulmuştur. İsa’dan nefret ettiklerini ve O’nun ardından gitmeye dair hiçbir arzularının olmadığını çok iyi biliyordu.

9:28   “Çamur at, bulaşmasa da izi kalır” denir. Burada olan da budur. Ferisiler bu adamın tanıklığını geçersiz kılma konusunda tamamen yetersiz kalmışlardı; bunun için de onu kötülemeye başladılar. Onu, sanki dünyadaki en kötü şeymiş gibi, İsa’nın öğrencisi olmakla suçladılar! Sonra da, sanki dünyada mümkün olan en üstün şeymiş gibi, Musa’nın öğrencileri olduklarını açıkladılar.

9:29   Ferisiler, “Tanrı Musa’yla konuştu dediler, ama İsa’dan, önem vermeyerek söz ettiler. Musa’nın yazılarına inanmış olsalardı, İsa’yı, Rableri ve Kurtarıcıları olarak kabul ederlerdi. Hem de biraz düşünmüş olsalardı, Musa’nın hiçbir zaman kör doğmuş birinin gözlerini açmadığının farkına varırlardı. Aralarında Musa’dan üstün olan biri vardı, oysa bunu anlamadılar.

9:30   Adamın iğneli sözleri şimdi iyice keskinleşti. Bu, Ferisilerin beklemediği bir şeydi. Aslında adam onlara, “Siz İsrail’in yöneticilerisiniz. Yahudi halkının öğretmenlerisiniz. Aranızda körlerin gözünü açmaya gücü olan Biri var ama “siz O’nun nereden geldiğini bilmiyorsunuz.” Ayıp size!

9:31   Adam tanıklığında gittikçe cesurlaşıyordu. İmanı büyüyordu. Onlara, genel kural olarak Tanrı’nın günahkârları dinlemediğini ya da onlar aracılığıyla mucizeler yapmadığını anımsattı. Tanrı kötüleri onaylamaz ve yüce işler yapmaları için bu tür kişilere güç vermez. Öte yandan Tanrı’ya tapanlar Tanrı’nın övgüsünü kazanırlar ve Tanrı’nın onayından emin olurlar.

9:32-33   Bu adam insanlık tarihi boyunca kör doğup da gözleri açılan ilk kişi olduğunu anladı. Ferisilerin böyle bir mucizeye tanıklık edip de, bu mucizeyi yapan kişide kusur bulmalarını anlayamadı. Rab İsa Tanrı’dan olmasaydı, böyle bir mucize yapamazdı.

9:34   Ferisiler yine kötülemeye başladı. Bu adamın körlüğünün günahlarının doğrudan bir sonucu olduğunu ima ettiler. Onlara öğretmeye ne hakkı vardı? Oysa öğretmek için her nedeni vardı; Ryle’in dediği gibi, “Kutsal Ruh’un öğretişi, rütbesi ve eğitimi yüksek olanlardan çok, hor görülenler arasında görülür.” Onu dışarı attılar denirken, bunun tapınaktan dışarı atılmasından daha çok şeyi belirtmesi olasıdır. Galiba Yahudi dininden aforoz edildiği anlamındadır. Buna rağmen aforoz edilmenin nedeni ne idi? Kör doğmuş bir adamın Sept gününde gözlerinin açılmış olmasıydı. Bu mucizeyi yapandan kötü bir şekilde söz etmediği için aforoz edildi.

9:35   İsa, bu adamı arayıp buldu. Sanki İsa şöyle demiş gibidir: “Eğer onlar seni istemiyorsa, ben seni kabul ediyorum.” İsa uğruna kovulanlar, hiçbir şey kaybetmeyip O’nun kişisel samimiyetinden ve arkadaşlığından büyük bir bereket kazanırlar. Rab İsa’nın, Tanrı’nın Oğlu olarak kendisine iman etmesi sürecinde bu adamı nasıl yönlendirdiğine dikkat edin! Sadece, “Sen İnsanoğlu’na iman ediyor musun?” diye sordu. 1

9:36   Fiziksel görüşe kavuşmuş olmasına karşın adamın hâlâ ruhsal görüşe ihtiyacı vardı. Rab’be iman edebilmesi için İnsanoğlu’nun kim olduğunu sordu. Burada “Rab” sözcüğüyle adam sadece “Efendim” demek istiyordu.

9:37   İsa şimdi kendisini adama Tanrı’nın Oğlu olarak tanıtıyor. Onun gözünü açan ve yaşamında imkansız olanı yapan sadece bir insan değildi. Görmüş olduğu ve şimdi kendisiyle konuşan Tanrı’nın Oğlu’ydu.

9:38   Adam sade ve tatlı bir şekilde Rab İsa’ya iman edip diz çöktü ve O’na tapındı. Şimdi iyileşmiş biri olduğu gibi, aynı zamanda kurtulmuş biriydi de. Bu, yaşamında ne büyük bir gündü! Hem fiziksel hem de ruhsal gözleri açılmıştı.

Önceleri kör olan adamın Rab’be, İsa’nın Tanrı’nın Oğlu olduğunu öğreninceye kadar tapınmadığına dikkat edin. Zeki bir Yahudi olarak bir insan tapınamazdı. Ama onu iyileştirenin Tanrı’nın Oğlu olduğunu öğrenir öğrenmez O’na tapındı; Bunun nedeni İsa’nın onun için yaptıkları değil, kimliğiydi.

9:39   İlk bakışta bu ayet Yuhanna 3:17’yi, (“Tanrı, Oğlunu dünyayı yargılamak için dünyaya göndermedi…”) yadsır gibi görünüyor. Ancak burada bir çelişki yoktur. Mesih’in dünyaya geliş amacı yargılamak değil, kurtarmaktı. Bununla birlikte yargı, O’nu kabul etmeyenler için kaçınılmaz bir sonuçtu.

Müjde bildirisinin iki etkisi vardır. Görmediklerini kabul edenlerin gözleri açılır. Ancak Rab İsa’sız mükemmel bir şekilde görebildikleri konusunda ısrar edenlerin körlüğü ağırlaşır.

9:40   Bazı Ferisiler, Rab İsa’nın kendilerinden ve kendi körlüklerinden söz ettiğini anladılar. Bunun için O’na gelip yüzsüzce onların da kör olduğunu mu ima ettiğini sordular. Sorularına olumsuz bir yanıt alacaklarını umuyorlardı.

9:41   Rab’bin yanıtı aşağıdaki gibi açıklanabilir: “Eğer kör ve günahkâr olduğunuzu ve bir Kurtarıcıya ihtiyacınız olduğunu kabul ederseniz, o zaman günahlarınız bağışlanabilir ve kurtulabilirsiniz. Ancak siz, hiçbir şeye ihtiyaç duymadığınızı söylüyorsunuz. Doğru (salih) olduğunuzu ve günahınızın olmadığını iddia ediyorsunuz. Bu nedenle günahlarınız için bağış yoktur.” İsa, “…günahınız olmazdı” dediğinde, tamamen günahsız olacaklarını kastetmedi. Ancak karşılaştırma yapılarak konuşulduğunda, günahsız olacaklarını söylemek istedi. Keşke, O’nu Mesih olarak tanımadıkları için kör olduklarını kabul etselerdi. O zaman bu günahları, hem görüyoruz deyip hem de O’nun Tanrı’nın Oğlu olduğunu inkâr etmeleri gibi korkunç bir günahın yanında hiç kalırdı.

 

Kutsal Kitap

1 İsa yolda giderken doğuştan kör bir adam gördü.
2 Öğrencileri İsa’ya, “Rabbî*, kim günah işledi de bu adam kör doğdu? Kendisi mi, yoksa annesi babası mı?” diye sordular.
3 İsa şu yanıtı verdi: “Ne kendisi, ne de annesi babası günah işledi. Tanrı’nın işleri onun yaşamında görülsün diye kör doğdu.
4 Beni gönderenin işlerini vakit daha gündüzken yapmalıyız. Gece geliyor, o zaman kimse çalışamaz.
5 Dünyada olduğum sürece dünyanın ışığı Ben’im.”
6 Bu sözleri söyledikten sonra yere tükürdü, tükürükle çamur yaptı ve çamuru adamın gözlerine sürdü.
7 Adama, “Git, Şiloah Havuzu’nda yıkan” dedi. Şiloah, gönderilmiş anlamına gelir. Adam gidip yıkandı, gözleri açılmış olarak döndü.
8 Komşuları ve onu daha önce dilenirken görenler, “Oturup dilenen adam değil mi bu?” dediler.
9 Kimi, “Evet, odur” dedi, kimi de “Hayır, ama ona benziyor” dedi. Kendisi ise, “Ben oyum” dedi.
10 “Öyleyse, gözlerin nasıl açıldı?” diye sordular.
11 O da şöyle yanıt verdi: “İsa adındaki adam çamur yapıp gözlerime sürdü ve bana, ‘Şiloah’a git, yıkan’ dedi. Ben de gidip yıkandım ve gözlerim açıldı.”
12 Ona, “Nerede O?” diye sordular. “Bilmiyorum” dedi.
13 Eskiden kör olan adamı Ferisiler’in* yanına götürdüler.
14 İsa’nın çamur yapıp adamın gözlerini açtığı gün Şabat Günü’ydü*.
15 Bu nedenle Ferisiler de adama gözlerinin nasıl açıldığını sordular. O da, “İsa gözlerime çamur sürdü, yıkandım ve şimdi görüyorum” dedi.
16 Bunun üzerine Ferisiler’in bazıları, “Bu adam Tanrı’dan değildir” dediler. “Çünkü Şabat Günü’nü tutmuyor.” Ama başkaları, “Günahkâr bir adam nasıl bu tür belirtiler gerçekleştirebilir?” dediler. Böylece aralarında ayrılık doğdu.
17 Eskiden kör olan adama yine sordular: “Senin gözlerini açtığına göre, O’nun hakkında sen ne diyorsun?” Adam, “O bir peygamberdir” dedi.
18 Yahudi yetkililer, gözleri açılan adamın annesiyle babasını çağırmadan onun daha önce kör olduğuna ve gözlerinin açıldığına inanmadılar.
19 Onlara, “Kör doğdu dediğiniz oğlunuz bu mu? Peki, şimdi nasıl görüyor?” diye sordular.
20 Adamın annesiyle babası şu karşılığı verdiler: “Bunun bizim oğlumuz olduğunu ve kör doğduğunu biliyoruz.
21 Ama şimdi nasıl gördüğünü, gözlerini kimin açtığını bilmiyoruz, ona sorun. Ergin yaştadır, kendisi için kendisi konuşsun.”
22 Yahudi yetkililerden korktukları için böyle konuştular. Çünkü yetkililer, İsa’nın Mesih* olduğunu açıkça söyleyeni havra dışı etmek için aralarında sözbirliği etmişlerdi.
23 Bundan dolayı adamın annesiyle babası, “Ergin yaştadır, ona sorun” dediler.
24 Eskiden kör olan adamı ikinci kez çağırıp, “Tanrı hakkı için doğruyu söyle” dediler, “Biz bu adamın günahkâr olduğunu biliyoruz.”
25 O da şöyle yanıt verdi: “O’nun günahkâr olup olmadığını bilmiyorum. Bildiğim bir şey var, kördüm, şimdi görüyorum.”
26 O zaman ona, “Sana ne yaptı? Gözlerini nasıl açtı?” dediler.
27 Onlara, “Size demin söyledim, ama dinlemediniz” dedi. “Niçin yeniden işitmek istiyorsunuz? Yoksa siz de mi O’nun öğrencileri olmak niyetindesiniz?”
28 Adama söverek, “O’nun öğrencisi sensin!” dediler. “Biz Musa’nın öğrencileriyiz.
29 Tanrı’nın Musa’yla konuştuğunu biliyoruz. Ama bu adamın nereden geldiğini bilmiyoruz.”
30 Adam onlara şu karşılığı verdi: “Şaşılacak şey! O’nun nereden geldiğini bilmiyorsunuz, ama gözlerimi O açtı.
31 Tanrı’nın, günahkârları dinlemediğini biliriz. Ama Tanrı, kendisine tapan ve isteğini yerine getiren kişiyi dinler.
32 Dünya var olalı, bir kimsenin doğuştan kör olan birinin gözlerini açtığı duyulmamıştır.
33 Bu adam Tanrı’dan olmasaydı, hiçbir şey yapamazdı.”
34 Onlar buna karşılık, “Tamamen günah içinde doğdun, sen mi bize ders vereceksin?” diyerek onu dışarı attılar.
35 İsa adamı kovduklarını duydu. Onu bularak, “Sen İnsanoğlu’na* iman ediyor musun?” diye sordu.
36 Adam şu yanıtı verdi: “Efendim, O kimdir? Söyle de kendisine iman edeyim.”
37 İsa, “O’nu gördün. Şimdi seninle konuşan O’dur” dedi.
38 Adam, “Rab, iman ediyorum!” diyerek İsa’ya tapındı.
39 İsa, “Görmeyenler görsün, görenler kör olsun diye yargıçlık etmek üzere bu dünyaya geldim” dedi.
40 O’nun yanında bulunan bazı Ferisiler bu sözleri işitince, “Yoksa biz de mi körüz?” diye sordular.
41 İsa, “Kör olsaydınız günahınız olmazdı” dedi, “Ama şimdi, ‘Görüyoruz’ dediğiniz için günahınız duruyor.”

1. NU metni, hemen hemen ana yorum kadar tapınma içeriğine uymayan “İnsa­noğlu” diye yorumlar.