Yuhanna 2

2
Yuhanna Bölüm 2

 

Ç. İlk Mucize: Suyun Şaraba Dönüşmesi (2:1-11)

2:1   Üçüncü gün kuşkusuz Rab’bin Celile’de kaldığı üçüncü günü belirtir. 1:43’te Kurtarıcı bu bölgeye gitti. Kana’nın tam olarak nerede olduğunu bilmiyoruz, ama bu bölümün 12’inci ayetinden Kefernahum’a yakın ve tepede olduğu sonucunu çıkarıyoruz.

O gün Kana köyünde bir düğün vardı ve İsa’nın annesi oradaydı. Meryem’den İsa’nın annesi olarak söz edilmesini görmek ilginçtir. Kurtarıcı, bakire Meryem’in Oğlu olduğu için meşhur değildi, ama Meryem, Rabbimizin annesi olduğu için tanınıyordu. Kutsal Yazılar üstün yeri Meryem’e değil, daima İsa’ya verir.

2:2   İsa ve öğrencileri de düğüne çağrılmışlardı. Düğünü düzenleyenlerin Mesih’i davet etmeleri akıllıca bir karardı. Böylece bugün de düğünlerine Rabbi davet edenler akıllıca bir karar vermişlerdir. Bunu yapmak için, elbette hem gelinin hem de güveyin Rab İsa’da gerçek inanlılar olması gerekir. Ayrıca yaşamlarını da Kurtarıcı’ya teslim etmeli ve evlerinin Kurtarıcı’nın severek bulunacağı bir yer olmasında kararlı olmalıdırlar.

2:3   Şarap yetmedi. İsa’nın annesi olup biteni anlayınca, sorunu Oğlu’na götürdü. Oğlunun şarap sağlamak için mucize yapabileceğini biliyordu ve belki de Oğlunun orada toplanmış olan konuklara kendisini Tanrı’nın Oğlu olarak göstermesini istiyordu. Kutsal Kitap’ta şarap, sık sık sevinci belirtir. Meryem, “Şarapları kalmadı” dediğinde, hiç kurtulmamış olan kadın ve erkeklerin doğru bir tanımlamasını yaptı. İmansızlar için sürekli ve gerçek bir sevinç yoktur.

2:4   Rab’bin annesine verdiği yanıt, soğuk ve resmi görünüyor. Bizim anladığımız şekilde soğuk bir paylama olmayıp burada kullanılan kadın sözcüğü, “hanımefendi” sözcüğüne benzer bir saygı unvanıdır. Rab, “Kadın, benden ne istiyorsun?” diye sorduğu zaman, tanrısal görevini yaparken annesinin isteğinin etkisi altında olmadığını, ama tamamen göklerdeki Baba’nın isteğine itaat ederek hareket ettiğini belirtti. Meryem, İsa’nın yüceltilmesini görmek istemişti ama O, Meryem’e daha saatinin gelmediğini anımsattı. Dünyaya, zaferli Mesih olarak görünmeden önce, kurban sunağına çıkması gerekiyordu ve bunu Golgota’daki çarmıhta yaptı.

Williams bu konuda şöyle der:

“Benden ne istiyorsun?” ifadesi Kutsal Kitap’ta birkaç kez geçer. Bu, “Ortak neyimiz var?” anlamındadır. Yanıtı, “Hiçbir şey”dir. Davut bunu kuzenleri, Zeruiah’ın oğulları hakkında iki kez kullanır. Kuzenleri için ruhsal yaşamda Davut’la ortak bir şeylerinin bulunması imkânsızdı. 2. Krallar 3’te Elişa, bunu Ahab’ın oğlu Yehoram’la arasındaki derin uçurumu ifade etmek için kullanır. Cinler üç kez aynı ifadeyi kullanarak, Şeytan’ın Mesih’le ya da Mesih’in Şeytan’la ortak hiçbir şeylerinin olmadığını açıklarlar. Nihayetinde Rab, Bakire Meryem’e, kendisinin günahsız Tanrılığı ile onun günahkâr insanlığı arasındaki uçurumun ne kadar aşılamaz olduğunu ve O’nun kulaklarının yalnızca Bir Sesi yetkili olarak işiteceğini göstermek için bu ifadeyi kullandı. 1

2:5   Meryem O’nun sözlerinin anlamını kavradı ve bunun için hizmet edenlere, O ne buyurursa, onu yapmalarını söyledi. Meryem’in sözleri her birimiz için önemlidir. Meryem’in hizmet edenleri kendisine ya da başka bir insana itaat etmeleri için yönlendirmediğine dikkat edin. Onları Rab İsa’ya yöneltip itaat edilmesi gerekenin O olduğunu söyledi. Rab İsa’nın öğretişleri bize Yeni Antlaşma’nın sayfalarında verilmiştir. Bu değerli kitabı okurken, Meryem’in kaydedilen son sözlerini anımsamalıyız: “Size ne derse onu yapın.”

2:6   Düğünün yapıldığı yerde, her biri seksenle yüz yirmi litre su alan altı tane büyük taş küp vardı. Bu su Yahudiler tarafından kendilerini murdarlıktan temizlemek için kullanılıyordu. Örneğin, bir Yahudi bir cesede dokunduğunda, belirli temizlik kurallarını yerine getirinceye kadar murdar sayılırdı.

2:7   İsa, küpleri suyla doldurmalarını söyledi. Hizmet edenler bunu hemen yaptılar. Rab mucize yapmak üzereyken elde hazır bulunan imkânları kullandı. İnsanların küpleri getirmesine ve onları suyla doldurmalarına izin verdi, ama sonra hiçbir insanın yapamayacağını yaptı: Suyu şaraba çevirdi! Küpleri suyla dolduranlar öğrenciler değil, hizmet edenlerdi. Bu şekilde Rab herhangi bir hile suçlaması olasılığını önledi. Küpler de ağızlarına kadar suyla doldurulmuştu. Öyle ki hiç kimse suya şarap eklendiğini söyleyemesin.

2:8   Mucize gerçekleşmişti. Rab, hizmet edenlere küplerden biraz alıp şölen başkanına götürmelerini söyledi. Bundan mucizenin bir anda olmuş olduğu bellidir. Su belirli bir sürenin sonunda değil bir iki saniyenin içinde şaraba dönüştü. Birisinin şiirsel bir şekilde dediği gibi, “Bilinçsiz sular Tanrı’sını gördü ve kızardı.”

2:9   Şölen başkanı, sofranın ve yiyeceğin düzenlenmesinden sorumlu olan kişiydi. Şarabı tadınca olağan dışı bir şeyin olduğunu anladı. Şarabın nereden geldiğini bilemedi, ama çok kaliteli olduğunu anladı ve hemen güveyi çağırdı.

Bugün inanlıların şaraba karşı tutumları ne olmalıdır? Şarap bazen tıbbi amaçlar için salık verilir ve bu tamamen Yeni Antlaşma’nın öğretişine uygundur (1Ti.5:23). Bununla birlikte, şarabın aşırı ve kötü bir şekilde kullanılmasından dolayı çoğu inanlılar bundan tamamen sakınmayı tercih ederler. Kuvvetli içkiye herkes bağımlılık kazanabilir. Bu tehlikeyi önlemenin yolu alkollü içkileri bırakmaktır. Yine kişi davranışlarının başkaları üzerindeki etkisini daima göz önünde bulundurmalıdır. Kültürümüzde inanlının inanlı olmayanın yanında şarap içmesi kötü bir tanıklık olduğundan, şaraptan uzak durmalıdır.

2:10   Şölen başkanı, Rab İsa’nın davranış şekliyle insanın çoğunlukla davrandığı şekil arasındaki belirgin farka dikkat çeker. Bir düğünde olağan uygulama, en iyi şarabı önceden, herkes onu en iyi şekilde keşfedip tadından zevk alacakken sunmaktı. Daha sonra o kadar yiyip içince, içeceklerinin kalitesinin farkına varamazlar. Bu özel düğünde ise en iyi şarap, en son geldi. Burada bizler için ruhsal bir anlam vardır. Dünya genellikle, insanlara, elindekinin en iyisini başlangıçta sunar. En çekici önerilerini gençlere götürür. Yaşamlarını boş zevkler içinde harcadıktan sonra, dünyanın kişiye yaşlılığında süprüntüden başka vereceği bir şeyi yoktur. İmanlı yaşamı ise bunun tam tersidir. Her zaman daha iyiye doğru gider. Mesih en iyi şarabı sona kadar tutar. Orucu şölen izler.

Kutsal Yazıların bu kısmında doğrudan Yahudi ulusuna yönelik bir uygulama var. O zaman Musevilikte gerçek sevinç yoktu. Halk sıkıcı dini törenlerle gelenekler arasında gidip geliyordu, ama onlar için yaşamın tadı yoktu. Tanrısal sevince yabancıydılar. Rab İsa onlara, kendisine iman etmelerini öğretmeye çalışıyordu. Onların kasvetli, ölü varlıklarını sevinç bütünlüğüne çevirecekti. Yahudilere ait geleneksel ve törensel su, Mesih’teki sevinçli gerçeğin şarabına dönüşebilirdi.

2:11   İlk mucizesi ifadesi, çocukluğunda Rabbimize atfedilen saçma mucizeleri geçersiz kılar. Bunlar “Petrus’un Müjdesi” gibi sahte müjdelerde bulunur. Bu sahte yazılarda, Rabbimize sözde çocukken yaptığı ve küfür niteliği taşıyan mucizeler yükler.

Kutsal Ruh, bunu önceden görerek Rabbimizin yaşamındaki bu dönemi ve karakterini bu küçük notu ekleyerek korudu.

Suyu şaraba çevirmek bir belirtiydi, yani anlamı olan bir mucizeydi. Ruhsal anlamıyla insanüstü bir eylemdi. Bu mucizeler, İsa’nın gerçekten Tanrı’nın Mesih’i olduğunu göstermek için de tasarlanmıştı. Bu mucizeyi yaparak yüceliğini gösterdi. Bedende görünen gerçek Tanrı olduğunu insanlara açıkladı. Öğrencileri de O’na iman ettiler. Elbette ki bir anlamda O’na daha önceden de iman ediyorlardı, ama şimdi imanları güçlenmişti ve O’na daha çok güvendiler. Cynddylan Jones şöyle der:

Musa’nın ilk mucizesi suyu kana çevirmekti; bunda ciddi bir yıkıcı unsur vardı. Fakat Mesih’in ilk mucizesi suyu şaraba çevirmekti; bunda yatıştırıcı, teselli edici bir unsur vardı. 2

D. Tanrı’nın Oğlu Babasının Evini Temizliyor (2:12-17)

2:12   Kurtarıcı şimdi Kana köyünden ayrılıp annesi, kardeşleri ve öğrencileriyle Kefernahum’a gitti. Kefernahum’da yalnızca birkaç gün kaldılar. Bundan kısa bir süre sonra Rab Kudüs’e gitti.

2:13   Bu noktadan itibaren Rab’bin Kudüs kentine olan ilk tanıklığını görüyoruz. Hizmetinin bu dönemi 3’üncü bölümün 12’nci ayetine kadar sürer. Halka dönük hizmetine Fısıh bayramında tapınağı temizleyerek başladı ve bitirdi (Mat.21:12,13; Mar.11:15-18; Luk.19:45,46). Fısıh bayramı, İsraillilerin Mısır’daki kölelikten kurtuluşlarını, Kızıl denizden çöle ve oradan da vaadedilen diyara gidişlerini yıllık anma şölenidir. Fısıh bayramının ilk kutlaması Çıkış 12’de kaydedilmiştir. Rab İsa, adanmış bir Yahudi olarak, Yahudi takvimindeki bu özel gün için Kudüs’e gitti.

2:14   Tapınağa geldiğinde orasının pazar yerine çevrilmiş olduğunu gördü. Orada adaklık hayvanlar satılıyordu ve para bozanlar da işlerine devam ediyorlardı. Tapınmaya gelenlere, kurban olarak sunmaları için hayvanlar ve kuşlar satılıyordu. Para bozanlar, yabancı ülkelerden gelenlerin paralarını alıp onların (hacıların) tapınak vergisini ödeyebilmeleri için, Kudüs’teki para birimine çeviriyorlardı. Bu para bozanların, uzak ülkelerden gelenleri sık sık istismar ettikleri biliniyordu.

2:15   Rab’bin yaptığı kamçı herhalde ipten yapılan küçük bir kamçıydı. Bu kamçıyla birisine gerçekten vurduğu kaydedilmiyor. Elinde tuttuğu bu kamçı herhalde sadece bir yetki simgesiydi. Kamçıyı önünde sallayarak tüccarları tapınaktan kovdu ve para bozanların masalarını devirdi.

2:16   Yasa, fakirler daha pahalı hayvanları alamayacaklarından, onların iki güvercin sunmalarına izin veriyordu. Rab, güvercin satanlara onları kaldırmaları emrini verdi. Babasının evini pazar yerine çevirmeleri uygun değildi. Tanrı her çağda halkını, dini hizmeti zengin olmak için bir araç olarak kullanmalarına karşı uyarmıştır. Bu davranışların hiç birinde insafsızlık ya da haksızlık yoktu. Tersine, sadece kutsallığının ve doğruluğunun birer göstergeleriydiler.

2:17   Öğrencileri olanları görünce, Mesih geldiğinde, Tanrı’nın işlerine olan gayretinin O’nu yiyip bitireceğinin önceden bildirildiği Mezmurlar 69:9’u anımsadılar. İsa’nın, Tanrı’ya tapınırken pak ve temiz olunması gerektiği noktasındaki yoğun kararlılığını görüyorlardı ve Mezmur yazarının sözünü ettiği kişinin O olduğunu anladılar.

İnanlının bedeninin Kutsal Ruh’un tapınağı olduğunu hatırlamalıyız. Aynı Rab İsa’nın Kudüs’teki tapınağın saf tutulmasında gösterdiği gayret (endişe) gibi bizim de bedenlerimizin sürekli temizlenmesi için Rab’be teslim edilmesine dikkat etmemiz gerekir.

E. İsa Ölümünü ve Dirilişini Önceden Bildiriyor (2:18-22)

2:18   Yahudi halkının daima bir belirti ya da mucize aradığı görülüyor. Aslında demek istedikleri şuydu: “Eğer bizim için büyük, yüce bir şey yaparsan, o zaman sana iman ederiz.” Ama, Rab İsa birbiri ardına mucizeler yapmasına karşın yürekleri hala O’na kapalıydı. 18’inci ayette tüccarları tapınaktan hangi yetkiyle kovduğunu sordular. Mesih olduğu iddiasını destekleyecek bir belirti (mucize) göstermesini istediler.

2:19   Yanıt olarak Rab İsa ölümü ve dirilişiyle ilgili şaşırtıcı bir açıklama yaptı. Onlara tapınağını yıkacaklarını, ama üç günde onu yeniden kuracağını anlattı. Mesih’in Tanrılığı bu ayette yine görülüyor. Sadece Tanrı, “Üç günde onu yeniden kuracağım” diyebilirdi.

2:20   Yahudiler O’nu anlamadı. Ruhsal gerçekten çok maddi şeylerle ilgileniyorlardı. Düşünebildikleri tek tapınak, Kudüs’te bulunan Hirodes tapınağıydı. Bu tapınak kırk altı yılda yapılmıştı ve herhangi bir adamın onu üç günde yeniden nasıl kurabileceğini anlayamadılar.

2:21   Ne var ki, Rab İsa, Tanrı’nın içinde olduğu tapınaktan, yani bizzat kendi bedeninden söz ediyordu. Bu Yahudiler Kudüs’teki tapınağı nasıl bozduysalar birkaç yıl içinde O’nu da öyle öldüreceklerdi.

2:22   Daha sonra, Rab İsa çarmıha gerildikten ve ölümden dirildikten sonra öğrencileri O’nun üç günde ölümden dirileceğini söylediğini hatırladılar. Gözlerinin önünde böylesine harika bir şekilde gerçekleşen peygamberlikle, Kutsal Yazı’ya ve İsa’nın söylediği bu söze iman ettiler.

Sık sık anlaşılması zor gerçeklerle karşılaşırız. Ama burada Tanrı’nın Sözünü yüreklerimizde hazine gibi saklamamız gerektiğini öğreniyoruz. Şimdi anlamasak bile ilerde bir gün Rab anlamamızı sağlayacaktır. Kutsal Yazı’ya iman ettiler dendiğinde, bu onların Eski Antlaşma’da Mesih’in dirilişiyle ilgili peygamberliklere iman ettiler anlamına gelir.

F. Birçok Kişi Mesih’e İman Ettiğini Söyler (2:23-25)

2:23   İsa’nın Fısıh bayramında Kudüs’te yaptığı mucizelerin sonucu olarak birçokları O’nun adına iman ettiler. Bu, ille de onların, yaşamlarını sade bir güvenle O’na adadıkları anlamına gelmez; daha çok O’nu kabul ettiklerini açıkladıkları anlamına gelir. Hareketlerine göre gerçek yoktu; İsa’yı izlediklerine ilişkin yalnızca bir dış gösteriydi. Bu dünyadaki birçok kişinin, Rab ise Mesih’e iman ederek yeniden doğmamış olup da Hıristiyan olduğunu söyleyenlerin durumuna benzer.

2:24   Birçoklarının O’na inanmasına karşın İsa onlara inanmadı (Grekçe’de aynı sözcük). Yani Kendini onlara adamadı. O’na meraktan geldiklerini anlıyordu. Heyecan verici ve görülmeye değer bir şey arıyorlardı. Bütün insanların yüreğini biliyordu: Düşüncelerini ve güdülerini. Davranışlarının nedenini biliyordu. İmanlarının gerçek mi yoksa sahte mi olduğunu biliyordu.

2:25   Hiç kimse insan yüreğini Rab’den daha iyi bilemezdi Kimsenin bu konuda O’na bir şey öğretmesine ya da O’nu aydınlatmasına gerek yoktu. İnsanın içinden geçenleri ve davranışlarının nedenini tamamen biliyordu.

 

Kutsal Kitap

1 Üçüncü gün Celile’nin Kana Köyü’nde bir düğün vardı. İsa’nın annesi de oradaydı.
2 İsa’yla öğrencileri de düğüne çağrılmışlardı.
3 Şarap tükenince annesi İsa’ya, “Şarapları kalmadı” dedi.
4 İsa, “Anne, benden ne istiyorsun? Benim saatim daha gelmedi” dedi.
5 Annesi hizmet edenlere, “Size ne derse onu yapın” dedi.
6 Yahudiler’in geleneksel temizliği için oraya konmuş, her biri seksenle yüz yirmi litre alan altı taş küp vardı.
7 İsa hizmet edenlere, “Küpleri suyla doldurun” dedi. Küpleri ağızlarına kadar doldurdular.
8 Sonra hizmet edenlere, “Şimdi biraz alıp şölen başkanına götürün” dedi. Onlar da götürdüler.
9 Şölen başkanı, şaraba dönüşmüş suyu tattı. Bunun nereden geldiğini bilmiyordu, oysa suyu küpten alan hizmetkârlar biliyorlardı. Şölen başkanı güveyi çağırıp, “Herkes önce iyi şarabı, çok içildikten sonra da kötüsünü sunar” dedi, “Ama sen iyi şarabı şimdiye dek saklamışsın.”
10 (SEE 2:9)
11 İsa bu ilk doğaüstü belirtisini Celile’nin Kana Köyü’nde gerçekleştirdi ve yüceliğini gösterdi. Öğrencileri de O’na iman ettiler.
12 Bundan sonra İsa, annesi, kardeşleri ve öğrencileri Kefarnahum’a gidip orada birkaç gün kaldılar.
13 Yahudiler’in Fısıh Bayramı* yakındı. İsa da Yeruşalim’e gitti.
14 Tapınağın avlusunda sığır, koyun ve güvercin satanları, orada oturmuş para bozanları* gördü.
15 İpten bir kamçı yaparak hepsini koyunlar ve sığırlarla birlikte tapınaktan kovdu, para bozanların paralarını döküp masalarını devirdi.
16 Güvercin satanlara, “Bunları buradan kaldırın, Babam’ın evini pazar yerine çevirmeyin!” dedi.
17 Öğrencileri, “Evin için gösterdiğim gayret beni yiyip bitirecek” diye yazılmış olan sözü hatırladılar.
18 Yahudi yetkililer İsa’ya, “Bunları yaptığına göre, bize nasıl bir belirti göstereceksin?” diye sordular.
19 İsa şu yanıtı verdi: “Bu tapınağı yıkın, üç günde onu yeniden kuracağım.”
20 Yahudi yetkililer, “Bu tapınak kırk altı yılda yapıldı, sen onu üç günde mi kuracaksın?” dediler.
21 Ama İsa’nın sözünü ettiği tapınak kendi bedeniydi.
22 İsa ölümden dirilince öğrencileri bu sözü söylediğini hatırladılar, Kutsal Yazı’ya ve İsa’nın söylediği bu söze iman ettiler.
23 Fısıh Bayramı’nda İsa’nın Yeruşalim’de bulunduğu sırada gerçekleştirdiği belirtileri gören birçokları O’nun adına iman ettiler.
24 Ama İsa bütün insanların yüreğini bildiği için onlara güvenmiyordu.
25 İnsan hakkında kimsenin O’na bir şey söylemesine gerek yoktu. Çünkü kendisi insanın içinden geçenleri biliyordu.

1. George Williams, The Student’s Commentary on the Holy Scriptures, s.194.

2. Jones, Studies, s.148.