“Gerçeği satın al ve satma…”

–Süleyman Peygamber

(Süleyman’ın Özdeyişleri 23:233)

Zihninizde, milyarlarca kişi ile dolu, kalabalık bir alış-veriş yerinden içeri yürüyerek girdiğinizi canlandırın.

Evet, milyarlarca.

Önünüzde, gözle görülemeyecek kadar uzaklarda, on binlerce mağaza ve satış dükkanı bulunmakta. Gayretli satıcıların sesleri, size her yönden ulaşıyor; sesleniyorlar, bağırıyorlar, şarkı söylüyorlar, tartışıyorlar, yalvarıyorlar, dua ediyorlar – bazıları yumuşak bir ses tonuyla bağırmadan, bazıları da hoparlör aracılığıyla, satın almak için geldiğiniz şeyin yalnızca kendilerinde olduğunu iddia ediyorlar:

Gerçek!

Gülmeyin. Oxford Üniversitesi Yayınevi, dünya üzerinde on bin farklı din bulunduğunu belirleyen bir ansiklopedi yayınladı. Ve bu rakam, bu dinlerin içinde bulunan binlerce tarikat ve mezhebi içermemektedir.4

Bu durumda neyi satın almamız gerekir? Kime inanmamız doğru olur?

Eğer yalnızca tek bir gerçek Tanrı varsa ve eğer Kendisi hakkındaki gerçeği ve insanlık için Ne tasarladığını açıkladıysa, O’nun ve Planı’nın farkına varmamız nasıl mümkün olabilecektir?

Dört bin yıl önce Eyüp Peygamber buna benzeyen bir soru sordu:

“Bilgelik nerede bulunur? Aklın yeri neresi? İnsan onun değerini bilmez… Onun bedeli saf altın ile ödenmez, değeri gümüş ile ölçülmez…. Bilgeliğin değeri mücevherden üstündür.” (Eyüp 28:12-13,15,18)

Yaşamda yol alırken, karışmış bir zihinle belirsizlikler içinde bocalamak zorunda mıyız, yoksa tek gerçek Tanrı’nın bilgelik ve gerçeğini bilebilir miyiz?

Bu sorunun yanıtını öğrenmek üzereyiz.

KİTAPLARIN KİTABI

Kutsal Kitap (Bible) sözcüğü, Grekçe’deki Biblia sözcüğünden gelir ve “kitapların kitabı” ya da “kütüphane” anlamını taşır.

Tanrı, insanlara iki bin yıldan uzun bir süredir sözlü olarak ve Adem, Nuh ve İbrahim gibi kişiler aracılığıyla konuştuktan sonra, Mesajını kaydetmeleri için 15 yüzyılı aşkın bir zaman boyunca yaklaşık 40 kişiyi kullandı. Bu ulaklar, peygamberler ya da elçiler olarak adlandırıldılar. Peygamber sözcüğünün birebir anlamı, “açıkça, yüksek sesle söyleyen”, elçi sözcüğünün anlamı ise, “haberci”dir. Bugün, bu kişilerin yazmış oldukları tek bir cilt halinde elimizdedir – Kutsal Kitap. Kutsal Yazılar, Peygamberlerin Yazıları ve Tanrı’nın Sözü gibi ifadeler, aynı zamanda Kutsal Kitap’la ilgili olarak da kullanılırlar. Tevrat, Mezmurlar ve Müjdeler Kutsal Kitap’ın içindeki özel bölümlerdir. Arapça’da bu Kutsal Yazılar, “Kutsal Kitap” anlamını taşıyan el-Kitab-el-Mukaddes olarak adlandırılırlar.

Yüzyıllardır, yıllardır, Kutsal Kitap, dünyadaki diğer her kitaptan daha fazla satılmaktadır. Kutsal Kitap Yazılarının bölümleri ya da tamamı, 2400 dile çevrildi, halen 1.940 dile daha çevrilmektedir.5 Başka hiçbir kitap bu konuda Kutsal Kitap’ın yanına bile yaklaşamaz. Kutsal Kitap, gördüğü benzersiz rağbete rağmen, yine de insan tarihindeki en çok küçümsenen ve korkulan kitaptır. Yüzlerce yıl boyunca dünya yönetimleri ve dünyasal ya da dini önderleri, tüm zamanların en çok satan kitabını yasa dışı ilan etmişler ve bu kitabın sahibi olan vatandaşlarına işkence etmişler ve hatta onları öldürmüşlerdir.6 Bazı uluslar, bu politikalarını halen sürdürmektedirler. Hatta “Hristiyan” ülkelerde7 bile Kutsal Kitap’ın halka ait sınıflarda ve kurumlarda okunması yasaklanmıştır.

İŞKENCE GÖRDÜ

Gençlik yıllarımda babamın Richard adlı bir arkadaşı vardı, Richard, Doğu Avrupa’daki komünist hapishanelerinde tam on dört yıl kalmış, sürekli olarak uykusuz ve aç bırakılmış, baş aşağı asılarak dövülmüş, bir buzhane hücresinde kilitli olarak tutulmuş, kor halindeki kızgın kazıklar ile yakılmış ve bedeni bıçaklarla oyulmuştu. Ben kendi gözlerimle Richard’ın bedenindeki derin ve kötü yara izlerinin bazılarını gördüm. Aynı zamanda Richard’ın eşi de tutuklanmış ve kocasının “suçlandığı” aynı eylem nedeniyle bir mahkum kampında zorunlu olarak çalışma yargısına uğramıştı.8

Bu karı-kocanın ateist yönetime karşı işledikleri suç neydi?

Diğer insanlara Kutsal Kitap’ı öğretirken yakalanmışlardı.

AİLESİ İLE İLİŞKİSİ KESİLDİ

Arkadaşım Ali’nin başı büyük dertteydi. Babası, ailenin erkeklerinin bir araya gelecekleri bir toplantı düzenlemişti.

Toplantıya büyük amca da geldi.

Genç erkek kardeşleri de toplantıya çağrıldılar.

Sonunda, ailenin ilk doğan erkeği olan Ali, ortada bir yere oturtuldu.

Ali’nin babası, şu sözlerle sona eren hararetli bir konuşma yaptı, “Ailemizi utandırdın! Dinimize ihanet ettin! Evi terk etmen ve bir daha asla geri gelmemen gerekiyor. Senin yüzünü asla tekrar görmemeliyim!”

Amca, bu konuşmaya katılarak şöyle dedi:”Evet, ve eğer yarına kadar evden ayrılmazsan, eşyalarını sokağa atacağım!”

Bu öfke neden?

Ali, yaklaşık bir yıl Kutsal Kitap’ı okuduktan sonra ona inanmaya karar vermişti.

YAŞAYAN SÖZ

Kutsal Kitap’ı böyle çekişmeli bir kitap haline getiren nedir?

Yönetimlerin bu kitabı yasaklamalarının ve anne-babaların bu kitaba inanan çocuklarını reddetmelerinin nedeni nedir? Milyonlarca tektanrıcı kişiyi, ateistlerle aynı ilkeyi paylaşma pahasına bile olsa bu eski yazıları hor görmeye iten güç nedir?

Acaba tüm bunların nedeni, Kutsal Kitap’ın, Tanrı’nın yaşayan, aktif, yüreğe işleyen ve yargılayan Sözü olması mıdır?

“Tanrı’nın Sözü, diri ve etkilidir, iki ağızlı kılıçtan daha keskindir. Can ile ruhu, ilik ile eklemleri birbirinden ayıracak kadar derinlere işler. Yüreğin düşüncelerini, amaçlarını yargılar.” (İbraniler 4:12)

KİTABI UYGULAMAK

Eşim, ben ve şimdi büyümüş olan çocuklarımız, son yirmi beş yılın büyük bir bölümünü Batı Afrika’daki Senegal’de geçirdik. Komşularımızın hemen hemen hepsi İslam dininin izleyicisidirler. İslam, teslim olma ya da boyun eğme anlamına gelir ve Müslüman sözcüğünün anlamı, teslim olmuş kişidir. Müslümanlar tarafından saygı gören kitap, Kuran’dır (aynı zamanda Kuran olarak da yazılır). Yazdıklarımın kaynağı, Senegal ve tüm dünyadaki Müslüman dost ve tanıdıklarla yaptığımız kişisel konuşmalardır.

Hem Kutsal Kitap’ı hem de Kuran’ı çalışma konusunda büyük bir zaman yatırımı yapmış olmama rağmen, TEK TANRI TEK MESAJ, Kutsal Kitap üzerinde odaklanacaktır. Yıllar önce Senegalli bir dostum ve ben, Senegal dilinin Wolof lehçesinde 100 programlık bir radyo dizisi hazırladık.9 Bu radyo dizisindeki her program Kutsal Kitap’taki peygamberlerden birine ait bir öyküyü ve bir mesajı içermekteydi. Bazı dinleyiciler şu soruyu sordular, “Neden aynı zamanda Kuran’ı da öğretmiyorsunuz?” Bu soruya verdiğim yanıt şudur:

Bu ülkede çocuklar, üç ya da dört yaşına geldiklerinde Kuran’ı ezberlemeye başlarlar. Her semtte, Kuran öğretmenleri ve okulları bulabilmek mümkündür, ama Tevrat, Mezmurlar ve Müjde’de yazılı olan öyküleri ve mesajı kim öğretebilir ve öğretmek ister? Bildiğiniz gibi, Kuran Kutsal Kitap’taki bu kitapların Tanrı tarafından tüm insanlığa “hidayet ve nur ..ve bir öğütolarak verildiğini bildirir (Sure 5:4610). Kuran da şu ifade de yer almaktadır: “Eğer sana indirdiğimiz şeyden şüphe içinde isen, senden önce Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyanlara sor” (Sure 10:9411). Ve Kutsal Kitap’a inanan kişilere Kuran şöyle der: “Ey Kitap ehli! Tevrat’ı, İncil’i ve Rab’binizden size indirileni (Kuran’ı) uygulamadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz” (Sure 5:68). Kitabı okuyan ve onu 30 yılı aşkın bir süredir uygulayan Kitap Ehli’nden biri olarak sizlerin çok ender olarak işittikleri peygamberlerin öykülerini ve mesajını bildirmeyi kendim için bir ayrıcalık olarak görüyorum. Bazıları, Kuran’dan 2.000 yıldan daha uzun bir süre önce yazılmış olan bu Kutsal Yazılar, başka hiçbir yerde bulunmayan gerçeği içerirler.

O’NUN ÖYKÜSÜ

Anne-babanız size hiç şu öğüdü verdiler mi? “Bir yabancıya asla güvenme!” Onlar, sizin bir başkasına haklı olarak güvenebilmeniz için önce bu kişinin öyküsüne ilişkin bir şeyler bilmenizin doğru olacağını bilirler.

Güvendiğiniz birkaç kişiyi düşünün.

Onlara neden güveniyorsunuz?

Onlara güveniyorsunuz, çünkü bir zaman süreci sonunda bu kişilerin güvenilir olduklarını öğrendiniz. Onlar size kötülük değil, iyilik yaptılar. Bir şey yapacaklarını söyledikleri zaman, bu sözlerini yerine getirdiler. Onların güvenilir olduklarını bilirsiniz, çünkü onların öyküsünü bilirsiniz.

Kutsal Kitap, Tanrı’nın, erkekleri, kadınları ve çocukları nasıl etkilediği anlatılan tarihi yüzlerce öyküye yer verir. Her öykü, gökyüzünün ve yeryüzünün Yaratıcısı ile karşılaşmanız, O’nun sözlerini işitmeniz ve insan tarihinin binlerce yıllık çevre ve koşullar içinde yapmış olduğu işleri görebilmeniz için eşsiz bir fırsat sunar. Tanrı nasıldır? Evet, O büyüktür, ama ne şekilde büyüktür? Tanrı, tutarlı mıdır? Hiç Kendi yasaları ile çeliştiği olur mu? Vaatlerini yerine getirir mi? Bizi aldatabilir mi? Tanrı’ya güvenebilir miyiz?

O’nun öyküsü tüm bu soruları ve bu tür soruların daha binlercesini yanıtlar.

Kutsal Kitap, Tanrı’nın, yalnızca insan tarihinin büyük resmini açıklayan bir tarih kitabı değildir; Kutsal Kitap, O’nun öyküsünü sunar.

NİHAİ TİYATRO OYUNU

İyi bir öykü sevmeyen yoktur.

Kutsal Kitap, hepsinin birleşerek tek bir öyküyü –şimdiye kadar anlatılmış öykülerin en çekicisi– oluşturduğu yüzlerce öykü kapsar. Kutsal Kitap’ın Tanrı ve insan hakkındaki öyküsü, tiyatro oyunları arasında gizemlerin en üstününe sahip olanıdır – bir sevgi ve savaş, bir iyi ve kötü, bir çatışma ve zafer öyküsü. Bu öykü, başından sonuna kadar, yaşamın önemli sorularına mantıklı ve doyurucu yanıtlar sağlar. Başka hiçbir öykünün sahip olmadığı bir doruk noktasına ve sona sahiptir.

Birkaç yıl önce Senegal’deki evimizde toplanmış olan bir grup erkek ve kadına Tanrı’nın öyküsünü anlatmayı bitirdikten sonra, öyküyü dinleyen hanımlardan biri, gözlerinde yaşlarla şu yorumda bulundu: “Ne müthiş bir öykü! İnsanlar Tanrı’ya inanmasalar bile, en azından, O’nun tüm zamanların en iyi senaryo yazarı olduğunu itiraf etmeleri gerekir!” Yorumu yapan hanımın zihninde bir anda, Tanrı’nın kendisinin hem Yazarı hem de Kahramanı olduğu bu çağların tiyatro oyununu sunmak için Kutsal Yazılar’ın her bir parçasının birbirleriyle nasıl uyum sağladıkları konusunda bir ışık yanmıştı.

EN BÜYÜK MESAJ

Kutsal Kitap, şimdiye kadar anlatılmış olan en çekici öykünün içeriğinden çok daha fazlasını içerir. Öykülerinin içinde Tanrı’dan gelen bir mesaj gömülüdür – şimdiye kadar duyurulmuş olan en zorlayıcı mesaj.

Geçen yıllar boyunca Kutsal Kitap’ın mesajını binlerce Müslüman ile tartıştım. Sözünü ettiğim bu Müslümanlar’ın çoğu kişisel arkadaşlarımdı, diğerleri ise yalnızca elektronik posta aracılığıyla tanımış olduğum kişilerdi. Her iki durumda da tartışmaların çoğunun özü, tek bir soru halinde ortaya konabilir:

Tek gerçek Tanrı’nın mesajı nedir?

ELEKTRONİK POSTA

Bu soru pek çok şekilde paket edilmiş olarak gelir.

Aşağıdaki elektronik posta bana, Orta Doğu’dan, adını Ahmet olarak adlandıracağımız bir erkek tarafından gönderildi.12

Subject: Email Feedback

Merhaba.

İsa, Mesih olarak geldi ve ben bunun doğru olduğuna inanıyorum, ama o Tanrı olduğunu hiçbir zaman söylemedi. Muhammed (Allah’ın duaları ve esenliği onun üzerine olsun13) gelmeden önce o, Tanrı’ya götüren yoldu, ama Muhammed geldikten sonra tüm Hristiyanlar’ın Müslüman olmaları gerekirdi, çünkü Mesih, dünyanın sonunda geri geldiği zaman, sizin Yeni Antlaşmanıza göre değişim, Kuran’a göre egemenlik sürecek.

Mesih, hiçbir zaman çarmıha gerilmedi. Eğer makul olmak isterseniz, şunu anlamanız mümkün olur: o, çarmıha gerilmiş olsaydı bile, bu durum, insanların günahları hiçbir zaman yalnızca o çarmıha gerildiği için silindiği anlamını taşımazdı. Bu düşüncenizi çok saçma buluyorum. Ayrıca, eğer bana Tanrı’nın, biricik ve eşsiz oğlunu kurban ettiğini söylerseniz, o zaman ben de size şunu söylerim: Tanrı, insanlara ne istediğini söyleyebilecek ve insanların günahlarını, “sevgili oğlunu” kurban olarak sunmadan ve ona işkence etmeden silebilecek kadar büyük değil midir???! Günahkârlarla ilgili tüm bu düşünceleriniz benim için hiçbir şey ifade etmiyor.

İslamiyet, yeryüzüne şimdiye kadar gönderilmiş olan tek mükemmel dindir ve bu nedenle İslamiyet’in gerçek ve Tanrı tarafından gönderilmesi gereken en son din olduğunu düşünmek zorundayım. Yaşamda karşılaşılan her soruna çözüm getiren tek din, İslamiyet’tir. Bu dine inanıyorsanız, belirli bir konuda Tanrı’nın düşüncesinin ne olduğunu tahmin etmek zorunda bırakılmazsınız.

Kuran, şimdiye kadar bir peygambere gönderilmiş olan en büyük mucizedir! Aksini düşünüyorsanız, o zaman Kuran’ın ayetlerine benzeyen ya da bunlardan birine yakın anlam taşıyan bir ayet yaratın!! Yüksek düzeyde Arapça’yı en akıcı dilde konuşan biri olsanız bile bunu hiçbir zaman başaramayacaksınız….

Ayrıca, sizin Kutsal Kitap’ınızın orijinalinde Muhammed’in geleceğine dair ön bildiriler de bulunmakta…

Ben şimdi Kutsal Kitap’ın tüm kitaplarına hile karıştırıldığından, Kutsal Kitap’ın çoğunun sahte ve değiştirilmiş olduğuna inanıyorum ve bu konuda yanılmadığımı da biliyorum…

Dostum, bilginiz olsun diye yazıyorum, ben Yeni Antlaşma’yı okudum. Okumamın nedeni, elbette gerçeği aramak değildi, kişisel ilgi nedeniyle okudum, hem de bir kez değil, iki kez…ve şunu anladım: gerçekten Tanrı’nın sözleri olan ve Tanrı’nın meleği aracılığıyla Muhammed’e gönderilen Kuran’ın büyüklüğünün yanına bu dünyadaki hiçbir şey yaklaşamaz ve eğer siz bu söylediklerimin aksini kanıtlayabiliyorsanız, o zaman bunu yapın. (aynen alınmıştır14)

Esenlik diliyorum,

“Ahmed”

Ahmed’in meydan okumasının ve yorumlarının hafife alınmamaları gerekir.

Yaratıcımız, bu tür konuları hafife almaz, ve bizler de aynı şekilde hareket etmeliyiz. Tanrı, peygamberlerin eski yazılarında Ahmed’in değindiği her konu için anlaşılması kolay yanıtlar sağlamıştır, çünkü her konu, sonsuz önem taşıyan şu soruyla yakından ilgilidir:

Tek gerçek Tanrı’nın mesajı nedir?

Eyüp peygamber, bu soruya benzeyen iki soru sordu:

Bilgelik nerede bulunur? (Eyüp 28:12)

Tanrı’nın önünde insan nasıl haklı çıkabilir?” (Eyüp 9:2)

YOLCULUK

Birbirleriyle çelişen binlerce yanıtın varlığı nedeniyle zihni karışmış bir dünyada amacım, mevcut karışıma kendi düşüncelerimi ya da yanıtlarımı eklemek değil. Aksine, ben sizi, yaşamın nihai sorularının Kutsal Kitap’ın içinde gömülü bulunan yanıtlarını keşfetmeniz amacıyla, Kitapların Kitabında yapılacak olan bir yolculukta zihniniz ve yüreğinizle benim yol arkadaşlarım olmaya davet ediyorum. Birlikte yol alırken, Kutsal Yazılar’a göre gerçeğin ne olduğunu göreceğiz ve Ahmed ve diğerleri tarafından merak edilen sorulara peygamberlerin ne gibi yanıtlar verdikleri üzerinde duracağız.

Yeni bir çevreye alışma döneminden geçtikten sonra, Kutsal Kitap’ın başladığı yerde bizim yolculuğumuz da resmi olarak başlayacak: dünya tarihinin şafağı sökerken. Bu noktadan ilerleyerek zamanın arasından sonsuzluğa doğru yola çıkacağız (Bölüm II&III: konular 8-30).

Yolculuk, Cennet’in içine yapılacak bir ziyaret ile son bulacak.

YOLCULUK SIRASINDA YAPILABİLECEK TERCİHLER

TEK TANRI TEK MESAJ, bir kitapta yer alan üç kitap olarak görülebilir. Bölüm I, pek çok kişiyi Kutsal Kitap’ı keşfetmekten alıkoyan engellere karşı durur. Bölüm II, şimdiye dek anlatılmış olan en iyi öykünün ana mesajını gözler önüne serer. Bölüm III ise, Tanrı’nın, insanlar için tasarlamış olduğu müthiş amaçlara daha yakından bakabilmek için olayların arka perdesine geçer.

Yolcuların çoğu birinci bölümün, yolculuğa hazırlanmaları konusunda çok yarar sağladığını düşüneceklerdir. Ancak yine de siz, peygamberlerin Yazılarının güvenilir olduklarını zaten biliyorsanız, ya da yalnızca Tanrı’nın öyküsünü dinlemeyi ve O’nun mesajını zaman kaybetmeden anlamayı arzuluyorsanız, doğrudan Bölüm II’ye geçmekten çekinmeyin. Tüm yolculuğu tamamladıktan sonra Bölüm I’e geri dönebilirsiniz.

Eğer telaşsız adımlarla yolculuk yapmayı tercih ederseniz, kitabın 30 konusunu bir aylık bir döneme yayarak okuyabilir ve böylelikle her gün bir konu üzerine odaklanmış olursunuz.

Eğer bir Müslüman’sanız, belki de bu yolculuğu Ramazan’ın 30 günü boyunca yapmak aklınıza gelebilir. Kuran’da yazılı olan şu sözler nedeniyle güvenlik içinde yol alabilmeniz gerekir: “Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır.” Ve “Ey Müslümanlar, deyin ki, ‘Biz Allah’a, bize indirilene (Kuran’a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Musa ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerlerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz.’” (Kuran Sure 2:256,136 Pickthall15)

Hangi rotayı seçerseniz seçin, işte size önemli bir yolculuk öğüdü: Yolculuğa bir kez başladıktan sonra, yolculuğun hiçbir bölümünü atlamayın.

Her yeni aşama, bir önceki aşamanın üzerine bina edilir. Gördüklerinizin hepsini hemen o anda anlamasanız bile,okumayı ve okuduklarınızın üzerinde düşünmeyi son sayfayı bitirinceye kadar sürdürün. Yolculuğun bazı bölümleri garip olacak ve bu bölümler size meydan okuyacaklardır, ama yol boyunca tazelenmenizi sağlayacak olan vahalar hazırlanmıştır.

Karşılaşacağınız engellerin sayısı ne olursa olsun, yolculuğa devam edin.

GERÇEK

Dünyanın her tarafındaki pek çok kişi, ‘İnsan soyu nerede başladı?’ ‘Ben neden bu yeryüzündeyim?’ ‘Sonum neresi olacak?’ ‘Doğru nedir ve yanlış nedir?’gibi yaşamın büyük sorularının yanıtlarında neyin gerçek neyin sahte olduğunu hiç kimsenin bilemeyeceği düşüncesine sahiptir.

Bugün, Batı’da ‘Her şey görecelidir’ ya da ‘Bir insanın mutlak gerçeği bilebileceğini düşünmek yanlıştır!’ gibi beyanlarda bulunmak, çok rağbet gören bir davranıştır. Bu tür beyanların kendileri ile çelişen doğalarını fark edebilmek için mantık konusunda doktora yapmak gerekmez. Eğer mutlak gerçek yoksa, o zaman böyle bir görüşe sahip olan kişiler nasıl “her şey” hakkında iddiada bulunabilirler ya da herhangi bir şeyin “yanlış” olduğu konusunda nasıl ısrar edebilirler?

Tanrı’ya şükürler olsun ki, yaşam değiştiren gerçeğini insanlığa açıklayan evrenin Yaratıcısı, rağbet gören bu düşünceye katılmamaktadır. O, Kendisini içten bir yürekle arayan herkese şunları söyler:

Gerçeği bileceksiniz, ve gerçek sizi özgür kılacaktır.” (Yuhan­na 8:32)

DOĞRU SEÇİM

Birkaç yıl önce, Musa adlı, sağlığı bozuk olan 79 yaşındaki bir komşu, benden haftada üç kez kendisini ziyaret ederek ona Kutsal Kitap’ı okumamı istedi. Musa, tüm yaşamı boyunca Kuran’ı öğrenmiş, ama Musa’nın Tevrat’ını, Davut’un Mezmurlar’ını ve İsa hakkındaki Müjde’yi – Kuran’ın tüm Müslümanlar’a, kabul etmelerini ve inanmalarını, buyuran bir şekilde öğütlediği kitapları – okumak için hiçbir zaman vakit ayırmamıştı.16

Musa, biz kronolojik bir sıralama içinde anahtar öyküleri açıklarken ve kirlenmiş günahkârların, Yaratıcıları ve Yargıçları tarafından nasıl doğru ilan edilebileceklerini öğrenirken, yoğun bir dikkat göstererek dinledi. Musa, bana birkaç kez, “Yaptığımız her konuşmadan sonra, çalıştıklarımız üzerinde yalnızca düşünmekle kalmıyorum, aynı zamanda derin derin düşünüyorum da!” dedi.

Bir gün, Musa, Kutsal Yazılar’da açıklanan önemli bir başka gerçeği öğrendikten sonra, hayal kırıklığı yaşadığını açıkça belirten bir ifade ile, yanında oturmakta olan karısına ve kızına şunları söyledi: “Neden bunları şimdiye kadar hiç kimse öğretmedi bize?”

Daha sonra, Musa’nın komşuları, onun “bir yabancı ile Kutsal Kitap’ı çalıştıklarını öğrendikleri zaman” aralarında dedikodu yap­maya başladılar. Baskı öylesine yoğunlaştı ki, yaşlı dostum benden bir süre için onu ziyaret etmememi istedi ve şu açıklamayı yaptı: “Ben, gerçeği reddetmiyorum, ama aileme yaşatılan gerginlik had safhaya ulaştı.”

Yaklaşık altı hafta bekledikten sonra (dedikoduların yatışması için), eşim ve ben Musa’yı ve ailesini ziyaret ettik. Bizi çok sıcak karşıladı ve üzerlerinde çok düşünmüş olduğu bazı sorular sordu. Yanından ayrılmadan önce ise şu yorumu yaptı: “Önemli olan, ölmeden önce doğru seçimi yapmam!”

Musa, “gerçeği satın almanın ve ….onu satmamanın” ne kadar önemli olduğunu anladı.17 Sevgili dostumuz dört ay sonra öldü.

Onunla birlikte geçirdiğimiz zamanları hatırladığımda, şu soruma vermiş olduğu karşılığı asla unutmayacağım: “Musa, eğer bu gece ölecek olsaydın, sonsuzluğu nerede geçirirdin?”

Biraz durakladıktan sonra sorumu yanıtlamıştı: “Ben, Cennet’e gideceğim.”

“Nereden biliyorsun?” diye sormuştum.

Her iki eliyle Kutsal Yazılar’ı sımsıkı tutarak şöyle demişti: “Çünkü, buna inanıyorum!”

VAAT

Bu keşif yolculuğunu Musa gibi, ölmeden önce doğru seçimi yapmak isteyen sizlere adıyorum. Tek gerçek Tanrı elinizden tutsun, tüm engelleri aşmanıza yardımcı olsun ve Kim olduğu ve sizin için ne yaptığı hakkında açık ve kesin bir anlayışa kavuşabilmeniz için size yön versin.

“Beni arayacaksınız, bütün yüreğinizle arayınca beni bulacaksınız.” (Yeremya 29:13)

Tanrı’nın bu konudaki sözleri size vermiş olduğu kesin bir vaattir.