29. Aşama 3. Tanrı’nın Gelecek Programı

29

Aşama 3. Tanrı’nın Gelecek Programı

“Esenlik veren Tanrı, çok geçmeden
Şeytan’ı ayaklarınızın altında ezecektir.
(Romalılar 16:20)

İmanlılara verilen bu vaat, günahın insan soyunu lekelediği gün Tanrı’nın duyurduğu gizemli, ilk peygamberlikten kaynaklanır: bir kadının Soyu Yılan’ın başını ezecekti.

Evrenin Yaratıcısı-Sahibi vaat ettiği her şeyi yerine getirecekti. Ama bunu Kendi gündemi ve zamanlaması ile uyumlu olarak yapacaktı.

LANETİ TERSİNE ÇEVİRMEK: AŞAMA ÜÇ

Vaat edilen Mesih ilk gelişinde, günahın cezasının tamamını ödeyerek Şeytan’ı yenilgiye uğrattı. İmanlı için cehennem artık söz konusu değildir, ama cennet kesindir. Bu yenilginin bir sonucu olarak Şeytan’ın gözde silahı olan ölüm dikeni kaybetmiştir. Günahın cezası tersine çevrilmiştir.

Rab İsa göğe döndükten sonra, Kutsal Ruhu’nu, “Yardımcı”yı, Şeytan’ın ve günahın etkisine karşı günlük yaşamlarında galip gelmeleri ve O’nun benzeyişine dönüştürülmeleri için halkını güçlendirmek üzere aşağı gönderdi. Günahın gücü tersine çevrildi.

Ama yine de, Şeytan’ın tamamen ezilmesi ve Tanrı’nın, halkını günahın varlığından kurtarması, yalnızca İsa’nın yeryüzüne geri dönüşü ile gerçekleşecektir.

GELECEKTEKİ ŞEYLER

Tanrı, peygamberlere Mesih’in ilk gelişini nasıl önceden bildirdiyse, peygamberler O’nun ikinci gelişini de aynı şekilde önceden bildirirler.254

Aşağıda yazılı olan bu duyurunun göklerden yankılanacağı gün yaklaşmaktadır:

“Dünyanın egemenliği Rabbimiz’in ve Mesihi’nin oldu. O, sonsuzlara dek egemenlik sürecek!” (Vahiy 11:15)

İsa yeryüzüne geri döndüğü zaman, Ademoğulları O’na dikenli taç giydirmeyecek ve O’nu bir çarmıha çivilemeyecekler. O’nun adını boş yere ağızlarına almayacaklar ya da O’nun yalnızca bir peygamber olduğunu söylemeyecekler.

Kral’a bu tür saygısız davranışlarda artık bulunulmayacak.

Kutsal Yazılar’daki ifadeler çok açıktır. İsa tekrar geldiği zaman, ‘her diz çökecektir” (Yeşaya 45:23). Ama bu olay gerçekleşmeden önce yerine gelmesi gereken bir dizi başka peygamberlikler bulunmaktadır.

GÖKYÜZÜNDE SEVİNÇ

Dünya uluslarının Yaratıcılarına-Sahiplerine diz çökmelerinden önce yerine gelmesi gereken olaylardan biri, İsa’nın kurtarılmış halkını göğe almak için yeryüzünün atmosferinin içine inmesidir.

“Rab’bin kendisi, bir emir çağrısı ile, baş meleğin seslenmesi ile, Tanrı’nın borazanı ile gökten inecek. Önce Mesih’e ait ölüler dirilecek. Sonra biz yaşamakta olanlar, hayatta olanlar, onlarla birlikte Rab’bi havada karşılamak üzere bulutlar içinde alınıp götürüleceğiz. Böylece sonsuza dek Rab ile birlikte olacağız.” (1. Selanik­liler 4:16-17)

Bu sır, bu şaşırtıcı olay her an gerçekleşebilir. Bu olay gerçekleştiği zaman, canları ve ruhları cennette yaşamakta olan imanlıların ölü bedenleri, halen yeryüzünde yaşamakta olan imanlılar ile birlikte “Rab’bi havada karşılamak üzere…birlikte alınıp götürüleceğiz.255 Mesih’teki imanlılar çok kısa bir anda Mesih’in benzerliğine dönüştürülecekler. Sonsuzluk ile uyum sağlayan, zaman ve yer tarafından sınırlı olmayan yeni bedenlere kavuşacaklar.

“Alınıp götürüldükten” bir süre sonra bireysel imanlılar yeryüzünde yaşarken fedakarlık ederek Tanrı’nın yüceliği ve diğer insanların bereketi için yaptıkları aracılığıyla ödüller alacaklardır.256 Daha sonra, tanrı halkı, sonsuza kadar “kutsal ve lekesiz” olmak üzere, yaşamını onları sonsuz yargıdan kurtarmak için feda eden Şampiyon’a, sonsuz “Damatlarına”257 resmi olarak takdim edileceklerdir.

“Sevinelim, coşalım! O’nu yüceltelim! Çünkü Kuzu’nun düğünü başlıyor, Gelini hazırlandı. Giymesi için O’na temiz ve parlak ince keten giysiler verildi; ince keten kutsalların adil işlerini simgeler. Sonra melek bana, ‘Yaz!’ dedi. ‘Ne mutlu Kuzu’nun düğün şölenine çağrılmış olanlara!’” (Vahiy 19:7-9)

Sonsuzlukta keyfine varılacak olan ilişkiler yeryüzünde bildiğimiz herhangi bir şeyden sınırsızca üstün olacaklardır.

YERYÜZÜNDEKİ BÜYÜK SIKINTI

Bu arada Kutsal Yazılar aşağıda yeryüzünde “büyük bir sıkıntı zamanı”258 olacağını bildirirler; bu dönemde Tanrı, inatçı bir dünyanın üzerine gazabını dökecek ve Oğlu’nun ikinci gelişine yol hazırlayacaktır. Bu döneme aynı zamanda “Yakup soyu için sıkıntı dönemi” (Yeremya 30:7) olarak da işaret edilir, çünkü bu dönem İsrail ulusunu tövbeye getirmek için tasarlanmıştır.

Bu dönem sırasında Kutsal Yazılar’da “Mesih karşıtı” ve “Canavar” olarak belirtilen (1. Yuhanna 2:18; Vahiy 13) etkileyici ve güçlü bir dünya egemeni gücü ele geçirecektir. Büyük kalabalıklar kör bir şekilde onu ve onun mucizeler yaratan sahte peygamberini izleyeceklerdir. Yeryüzündeki her insandan “sağ eline ya da alnına bir işaret vurdurması istenecek, canavarın adını ya da adını simgeleyen sayıyı taşımayan ne bir şey satın alabilecek ne de bir şey satabilecektir.” (Vahiy 13:16)

Boyun eğmeyi reddeden kişilerin başları kesilecektir. Bu sahte Mesih barış ve refah vaat edecek, ama bunları sağlamak yerine insanları bir aldatma, yıkım ve ölüm yoluna yönlendirecektir.

ARMAGEDON

Tanrı’nın peygamberlerinin çoğu Kutsal Kitap’ta Rab İsa’nın gökyüzünden yeryüzüne ineceği zaman devam etmekte olan son Dünya Savaşı hakkında yazmışlardır. Bu dramatik çatışma, Şeria Irmağı’ndan Akdeniz’e doğru uzanan geniş bir bölgede, Esdraelon düzlüklerinde meydana gelecektir. Kutsal Yazılar bu eski ve gelecekteki savaş alanını aynı zamanda “katliam Dağı” anlamına gelen Armagedon olarak da adlandırırlar.

“Bunlar doğaüstü belirtiler gerçekleştiren cinlerin ruhlarıdır. Her Şeye Gücü Yeten Tanrı’nın büyük gününde olacak savaş için bütün dünyanın krallarını toplamaya gidiyorlar.’İşte, hırsız gibi geliyorum! Çıplak dolaşmamak ve utanç içinde kalmamak için uyanık durup giysilerini üstünde bulundurana ne mutlu!’ Üç kötü ruh, kralları Armage­don denilen yerde topladılar.” (Vahiy 16:14-16)

Peygamber Zekeriya aynı zamanda Mesih’in gelişine eşlik edecek olan olayların dramatik bir tanımını da yazdı.

İşte RAB’bin günü geliyor! Ey Yeruşalim halkı! Senden yağmalanan mal gözlerinin önünde paylaşılacak. Yeruşa­lim’e karşı savaşmaları için bütün ulusları bir araya getireceğim. Kent ele geçirilecek, evler yağmalanacak, kadınların ırzına geçilecek. Kentte yaşayanların yarısı sürgüne gönderilecek, geri kalanlar kentte kalacak.” (Zekeriya 14:1-2)

“Tüm uluslar” Yeruşalim’in çevresini kuşatacaklar. Bu çatışma, destansı boyutlarda bir katliam olacaktır.

MESİH’İN DÖNÜŞÜ

Tüm umutlar yitirildiğinde ve kentin hayatta kalan nüfusu yardım alacak hiçbir yer bulamadığında, kendilerini kurtarması için RAB’be feryat edecektir. Sonra adı “Rab kurtarır” Olan, göklerden aşağıya inecektir. İsrail ulusu, Kurtarıcısının, çarmıha gerdiği İsa olduğunu gördüğünde, çok şaşıracak ve şok geçirecektir! Ama bu kez derin bir tövbe ruhu ve can acısı içinde Kralını kabul edecektir.

“Yeruşalim’de oturanların üstüne lütuf ve yakarış ruhunu dökeceğim. Bana, yani deştiklerine bakacaklar; biricik oğlu için yas tutan biri gibi yas tutacak, ilk oğlu için acı çeken biri gibi acı çekecekler.” (Zekeriya 12:10)

Yahudi ulusunun ruhsal açıdan kör gözleri sonunda açılacak ve İsa’nın önce ve her zaman tek ve gerçek Mesih olduğunu bilecek ve bu gerçeğe inanacaklar.259

Bundan sonra gerçekleşecek olan olay, dünya tarihindeki savaşların en etkili gösterisi şeklinde gelişecek ve Söz olan İsa sadece konuşacak ve bu düşman dağılacaktır.

“Sonra Rab savaş zamanlarında yaptığı gibi, gidip bu uluslara karşı savaşacak. O gün O’nun ayakları Yeruşa­lim’in doğusundaki Zeytin Dağı’nın üzerinde duracak. Zeytin Dağı doğuya ve batıya doğru ortadan yarılıp çok büyük bir vadi oluşturacak. Dağın yarısı kuzeye, öbür yarısı güneye çekilecek.

Yeruşalim’e karşı savaşan bütün halkları RAB şu bela ile cezalandıracak: Daha sağken bedenleri, gözleri, dilleri çürüyecek.

Özel bir gün, yalnız RAB’bin bildiği bir gün olacak. Gece de gündüz de olmayacak. Gece aydınlık olacak.

Rab bütün dünyanın Kralı olacak. O gün yalnız RAB, yalnız O’nun adı kalacak.” (Zekeriya 14:3-4,12,7,9)

Sonunda tek gerçek Tanrı nihayet layık olduğu şekilde övülecek ve onurlandırılacak.

GERİ İSTENEN EGEMENLİK

Biraz önce okuduğumuz Zekeriya’nın peygamberliğinin yazılmasından onlarca yıl önce, Tanrı peygamber Daniel’e bu peygamberliğe benzeyen bir görüm verdi:

“Gece görümlerimde insanoğluna benzer birinin göğün bulutları ile geldiğini gördüm. Eskiden beri var Olan’ın yanına doğru ilerledi, O’nun önüne getirildi. O’na egemenlik, yücelik ve krallık verildi. Bütün halklar, uluslar ve her dilden insan O’na tapındı. Egemenliği hiç bitmeyecek sonsuz bir egemenlik, krallığı hiç yıkılmayacak bir krallıktır.” (Daniel 7:13-14)

Egemenlik sözcüğü üç kez tekrar edilir.

Tanrı erkeği ve kadını ilk kez yarattığında, onlara “Yeryüzünde hareket eden tüm canlılara egemen olun.” (Yaratılış 1:26, 28) Adem, Yaratıcısına baş kaldırdığı zaman, bu egemenliği Şeytan’a teslim etmiş oldu. Ama “ilk insan” Adem’in Şeytan’a kaptırdığı bu gezegen üstündeki egemenlik, yetki ve kontrolü “İkinci İnsan” İsa260 geri talep edecektir.

Tanrı, İsa’nın öğrencisi Yuhanna’ya Zekeriya ve Daniel’in peygamberlikleri ile mükemmel bir uyum içinde olan tamamlayıcı bir görüm verdi:

“Bundan sonra göğün açılmış olduğunu, beyaz bir atın orada durduğunu gördüm. Binicisinin adı Sadık ve Gerçek’tir. Adaletle yargılar, savaşır. Gözleri alev alev yanan ateş gibidir. Başında çok sayıda taç var. Üzerinde kendisinden başka kimsenin bilmediği bir ad yazılıdır. Kana batırılmış bir kaftan giymişti. Tanrı’nın Sözü adı ile anılır. Beyaz temiz ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular beyaz atlara binmiş O’nu izliyorlardı. Ağzından ulusları vuracak keskin bir kılıç uzanıyor. Onları demir çomak ile güdecek. Her Şeye Gücü Yeten Tanrı’nın güçlü gazabının şarabını üreten masarayı kendisi çiğneyecek. Kaftanının ve kalçasının üstünde şu ad yazılıydı: KRALLARIN KRALI VE RABLERİN RABBİ.” (Vahiy 19:11-16)

Kralların Kralı geri döndüğünde, kendisine, çok sayıda meleklerden ve Adem’in kurtarılmış soyundan meydana gelen “ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular” eşlik edecektir.261 İsa’nın, ilk gelişinde sergilemiş olduğu güç ve görkemin lütufkâr gösterileri, O’nun ikinci gelişinde sergileyeceği dizginlenmesi imkansız güç ve hayranlık uyandıran görkeminin yanında soluk kalacaklardır.

GÖKLERİN YÜREKLERDEKİ EGEMENLİĞİ

Bir ormanda tek başınıza yürüdüğünüzü varsayalım. Bana hangi hayvan ile karşılaşmak istediğinizi söyler misiniz? – bir aslan ile mi, yoksa bir kuzu ile mi?

Mesih yeryüzüne ilk kez geldiği zaman, günahkârları kurtarmak için “Kuzu” olarak geldi, ama O geri döndüğünde günahkârları yargılamak için “Aslan” olarak gelecektir.262

İsa yeryüzünü ilk ziyaret edişi sırasında şöyle vaaz etti: “Tövbe edin, çünkü göklerin egemenliği yakındır.” (Matta 4:17) Ama Yahudiler ve uluslar, yanlış düşüncelerinden tövbe etmek ve Krallarını kabul etmek yerine Krallarını çarmıha germek için güç birliği yaptılar. Böylece farkına varmadan Tanrı’nın Mesih’in dünyanın günah borcunu ödemek için Kanını dökmesi gerektiği hakkındaki planını yerine getirdiler.

İyi haber şudur: Günahkârlar Rab İsa’ya ve O’nun, kendileri için yaptığına güvendikleri takdirde, Tanrı, egemenliğini onların yüreklerine yerleştirecek ve onları sonsuza kadar Kendi halkı yapacaktır.

Mesih’teki her gerçek imanlının daha şimdiden göklerin tescilli vatandaşı olduğunu biliyor musunuz?

“Oysa bizim vatanımız göklerdedir. Oradan Kurtarıcı’yı, Rab İsa Mesih’i bekliyoruz. O her şeyi kendine bağlı kılmaya yeten gücünün etkinliği ile zavallı bedenlerimizi değiştirip kendi yüce bedenine benzer hale getirecektir.” (Filipililer 3:20-21)

GÖKLERİN YERYÜZÜNDEKİ EGEMENLİĞİ

İsa yeryüzüne geri döndüğü zaman, Egemenliğini, bin yıl süre ile yeryüzünü yöneteceği Yeruşalim’de kuracaktır. Sonunda O’nun Krallığı gelecek ve “gökyüzünde olduğu gibi yeryüzünde de” O’nun isteği olacaktır (Matta 6:10). Kötülük artık hiçbir ulusta hoş görülmeyecektir, çünkü “onları demir çomak ile güdecektir.” (Vahiy 19:15)

Pek çok kişi, Tanrı’nın Oğlu’nun yeryüzüne fiziksel olarak döneceğine inanmamaktadır. Ama buna rağmen Kutsal Yazılar bu konuyu tam bir netlik ile belirtirler. Tanrı’nın Oğlu ilk gelişinde nasıl fiziksel bir beden aldıysa ve sonra dirilmiş, fiziksel ve sınırsız bedeni ile göğe alındıysa, aynı şekilde fiziksel olarak geri dönecektir:

“Aranızdan göğe alınan İsa göğe çıktığını nasıl gördünüzse, aynı şekilde geri gelecektir. (Elçilerin İşleri 1:11)

BAĞLANAN ŞEYTAN

Tanrı’nın kitabı, İsa Mesih’in bin yıllık egemenliği hakkında çok şey bildirir. Bizim yapabileceğimiz ise, yalnızca ana olayları özetlemektir.

İsa yeryüzüne döndükten sonra gerçekleşecek ilk şeylerden biri, insan soyunu öz-yıkım yoluna ilk kez yönlendiren o eski “yılan” yani Şeytan ile ilgilidir.

“Sonra bir meleğin gökten indiğini gördüm. Elinde dipsiz derinliklerin anahtarı ve büyük bir zincir vardı. Melek ejderhayı –İblis ya da Şeytan denen o eski yılanı– yakalayıp bin yıl için bağladı. Bin yıl tamamlanıncaya dek ulusları bir daha saptırmasın diye onu dipsiz derinliklere attı, orayı kapayıp girişi mühürledi. Bin yıl geçtikten sonra kısa bir süre için serbest bırakılması gerekiyor.” (Vahiy 20:1-3)

Şeytan bin yılık dönemin tamamı boyunca bağlı ve kapatılmış olarak kalacaktır. Kötü Olan’ın bağlanması ve Doğru Olan’ın egemenlik sürmesi ile yeryüzünde O’nun hoşnut kaldığı insanlara esenlik” olacaktır. (Luka 2:14)

Dünyanın özlemle beklediği, Tanrı’nın adil yönetimi bir gerçeklik haline gelecektir.

“Göklerin Tanrısı hiç yıkılmayacak bir krallık kuracak… Ve bu krallık sonsuza kadar sürecek. (Daniel 2:44)

GERÇEK TESLİMİYET

Kral Süleyman263, yaklaşık üç bin yıl önce, Mesih’in, yeryüzündeki her ulusun ve her insanın O’na boyun eğeceği gelecekteki egemenliği hakkında yazdı. Bugün pek çok kişi tek gerçek Tanrı’ya teslim olduklarını ileri sürerler. Ama o gün, herkes O’na teslim olacaktır.

O’nun günlerinde doğruluk serpilip gelişsin, ay ışıdığı sürece esenlik artsın! Egemenlik sürsün denizden denize, Fırat’tan yeryüzünün ucuna dek! Çöl kabileleri diz çöksün önünde, düşmanları toz yalasın. Tarşiş’in ve kıyı ülkelerinin kralları O’na haraç getirsin. Saba ve Seva kralları armağanlar sunsun! Bütün krallar önünde yere kapansın, bütün uluslar O’na kulluk etsin! Çünkü yardım isteyen yoksulu dayanağı olmayan düşkünü O kurtarır. Yoksula, düşküne acır, düşkünlerin canını kurtarır. Baskıdan, zorbalıktan özgür kılar onları, çünkü O’nun gözünde onların kanı değerlidir. Yaşasın kral! O’na Saba altını versinler; durmadan dua etsinler O’nun için. Gün boyu O’nu övsünler! Ülkede bol buğday olsun. Dağ başlarında dalgalansın! Başakları Lübnan gibi verimli olsun. Kent halkı ot gibi serpilip çoğalsın. Kralın adı sonsuza dek yaşasın, güneş durdukça adı var olsun. O’nun aracılığı ile insanlar kutsansın, bütün uluslar, ‘Ne mutlu O’na desin!’ Rab Tanrı’ya İsrail’in Tanrısı’na övgüler olsun! Harikalar yaratan yalnız O’dur. Yüce adına sonsuza dek övgüler olsun! Bütün yeryüzü O’nun yüceliği ile dolsun. Amin! Amin!” (Mezmur 72:7-19)

Bu Mezmur, Mesih’in “yeryüzünün uçlarına dek egemenlik süreceği” gelecekteki krallığı hakkında çok net bir anlayışa sahip olmamızı sağlar.

MÜKEMMEL YÖNETİM

“Yardım isteyen yoksulu, dayanağı olmayan düşkünü O kurtarır.” Mesih’in egemenliği günümüzün bozulmuş ve karışıklık çıkaran dünyasının tamamen karşıtı olacaktır. Günaha İlk Düşüş’ten bu yana ilk kez özgürlük ve adalet hüküm sürecektir. Her bebeğin, çocuğun, erkeğin ve kadının yaşamı sınırsız değerde görülecek ve her yaşama saygınlık gösterilecektir.“Baskıdan, zorbalıktan özgür kılar onları, çünkü O’nun gözünde onların kanı değerlidir.”

Haber medyası, huzur çağrısında bulunan ve silahlanmanın azaltılması için arabuluculuk yapan siyasi ve dini liderler hakkında sürekli haberler verir. Ancak yine de, sınırlı yetki ve güçlerinden dolayı bu liderler aradıklarını ileri sürdükleri huzuru üretemezler. Ama rüzgarın ve dalgaların boyun eğdiği Kişi geri döndüğü zaman, yeryüzü nihayet gerçek adaletin ve esenlik bolluğunun” tadını çıkaracaktır.

Yüzyıllar boyunca bu dünyanın tüm kralları ve egemenleri yaşamışlar ve ölmüşlerdir. Ama Kutsal Yazılar, kralların Kralı İsa hakkında şu beyanda bulunurlar: “Ve O yaşayacaktır. Yeryüzü, günah ve ölüm üzerinde zafer kazanan İnsanoğlu’nun yönetimi altında benzersiz bir esenlik ve refah içinde geçen bin yıl içinde gelişecektir.

“Bütün krallar O’nun önünde yere kapansın ve O’nun aracılığı ile insanlar kutsansın; bütün uluslar ‘Ne mutlu O’na’ desin.’” (Mez­mur 72:11,17)

Rab’bin Kendisi bu bezmiş ve yorgun dünyaya mevcut olan tek adil yönetimi sağlayacaktır. O’nun ile egemenlik sürecek olan kişiler, yalnızca yüceltilmiş bedenlerin ve kutsal doğaların sonsuz sahipleri olan Adem’in kurtarılmış çocukları olacaktır.

O’nun krallığı kötülükten özgür olacaktır.

“İlk dirilişe dahil olanlar mutlu ve kutsaldır. İkinci ölümün bunların üstünde yetkisi yoktur. Onlar Tanrı’nın ve Mesih’in kâhinleri olacak, O’nun ile birlikte bin yıl egemenlik sürecekler. (Vahiy 20:6)

Tüm yönetim şekilleri – monarşi, totaliter, demokratik, dini – başarısızlığa uğramıştır, ama O’nun yönetimi başarısızlığa uğramayacaktır.

O’nun yönetimi de Kendisi gibi mükemmel olacaktır.

ESENLİK PRENSİ

Daha önce, Mesih’in ilk gelişine ilişkin çeşitli peygamberliklerden söz ettik. Örneğin, peygamber Mika Mesih’in Beytlehem’de doğacağını önceden bildirdi. Ama Mika’nın peygamberliğinin aynı zamanda Mesih’in bir gün tüm yeryüzü üzerinde egemenlik süreceğini de içerdiğine dikkat ettiniz mi?

“Ama sen ey Beytlehem Efrata, Yahuda boyları arasında önemsiz olduğun halde İsrail’i benim adıma yönetecek olan senden çıkacak. O’nun kökeni öncesizliğe, zamanın başlangıcına dayanır. Bütün dünya O’nun büyüklüğünü kabul edecek, halkına esenlik getirecek. (Mika 5:2,4-5)

Mika’nın çağdaşlarından biri olan Yeşaya da, doğacak olan erkek çocuk ve verilecek olan sonsuz Oğul hakkında peygamberlikte bulundu.

Yeşaya’nın peygamberliği aynı zamanda Oğul’un dünya çapındaki yönetimine de işaret ediyordu.

“Çünkü bize bir çocuk doğacak, bize bir oğul verilecek, yönetim O’nun omuzlarında olacak. O’nun adı Harika Öğütçü, Güçlü Tanrı, Ebedi Baba, Esenlik Önderi olacak. Davut’un tahtı ve ülkesi üzerinde egemenlik sürecek. Egemenliğinin ve esenliğinin büyümesi son bulmayacak. Egemenliğini adalet ile doğruluk ile kuracak. Ve sonsuza dek sürdürecek.” (Yeşaya 9:6-7)

Sonunda tüm dünya Tanrı Oğlu’na O’nun hak ettiği unvanlar ile hitap edecek. O’nun adı:

Harika,
   Öğütçü,
      Güçlü Tanrı,
         Ebedi Baba,
           Esenlik Önderi olacak.

Uluslar, “o zamandan itibaren sonsuza dekadalet ve esenliğin tadını çıkaracaklar.

Tanrı’nın insan ile birlikte yaşama arzusu gerçeklik haline gelecek. Sonsuza kadar.

“O gün birçok ulus RAB’be bağlanacak, O’nun halkı olacak ve o zaman Rab aranızda yaşayacak.(Zekeriya 2:11)

Günümüzdeki iyi haber Mesih’in Ruhu’nun yüreklerinde konut kurduğu herkes Tanrı’nın varlığının ve esenliğinin tadını şimdiden çıkarabilir.

ARTIK BİLGİSİZİK OLMAYACAK

Rab ilk gelişinde yeryüzünde insanların arasında yaşadı, insanların çoğu, O’nun Kim olduğunu fark etme konusunda başarısızlığa düştüler. Bugüne kadar çok kişi İsa’yı Kralları olarak görmeyi reddettiler. Ancak her şeye rağmen yeryüzünde her canın O’nun ileri sürdüğü Kişi olduğunu kabul edecekleri altın çağ geliyor.

“Yeni Ay’dan Yeni Ay’a, Şabat Günü’nden Şabat Günü’ne bütün insanlar önüme gelip Bana tapınacaklar,’ diyor RAB. (Yeşaya 66:23)

Binlerce din, mezhep ve tarikat artık yeryüzünde mevcut olmayacaklar. Aynı zamanda hiç kimse bir çarmıh üzerinde ölen ve ölümden dirilen Tanrı’nın Oğlu İsa’nın tarihi gerçekliğini inkar etmeye cesaret edemeyecek. Yine de insanların hepsi O’na güvenmeyecek, ama O’nun ve O’nun mesajı hakkındaki gerçeği herkes bilecek.

“Çünkü sular denizi nasıl dolduruyorsa, dünya da Rab’bin yüceliğinin bilgisi ile dolacak.” (Habakkuk 2:14)

ARTIK SAVAŞ OLMAYACAK

Rab yeryüzünde egemenlik sürmeye başladıktan sonra Kuzey ve Güney, Doğu ve Batı arasındaki çekişme geçmişte kalan bir konu olacak. İsrail ve İsrail’in çevresindeki uluslar arasında süre gelen çatışmalar son bulacak. Afrika kıtasının dehşet verici sıkıntıları sonsuza dek ortadan kalkacak. Aynı durum diğer kıtalar için de geçerli olacak. Sivil savaş ve baskı bitecek. Yeryüzünde gerçek esenlik, refah ve anlam yayılacak.

Birçok halk gelecek, ‘Haydi Rab’bin Dağı’na, Yakup’un Tanrısı’nın Tapınağı’na çıkalım’ diyecekler, ‘O bize Kendi yolunu öğretsin, biz de O’nun yolundan gidelim.’

RAB uluslar arasında yargıçlık edecek, birçok halkın arasındaki anlaşmazlıkları çözecek. İnsanlar kılıçlarını çekiç ile dövüp saban demiri, mızraklarını bağcı bıçağı yapacaklar. Ulus ulusa kılıç kaldırmayacak, savaş eğitimi yapmayacaklar artık.” (Yeşaya 2:3-4)

İnsanlar tek gerçek Tanrı’yı tanıdıkça ve O’na tapındıkça esenlik ve birlik evrensel olacak.

Babil kargaşası tersine dönecek. Dünya yine eskiden olduğu gibi tek bir dil konuşacak:

“O zaman hep birlikte beni adım ile çağırmaları, omuz omuza bana hizmet etmeleri için halkların dudaklarını pak kılacağım.” (Sefanya 3:9)

LANET KALDIRILDI

Rab, bu bin yıllık dönemin refahına eklemede bulunmak için günah nedeniyle yeryüzünün üzerine gelmiş olan laneti kaldıracak.

İsa ilk kez yeryüzünde yaşadığı zaman, laneti geri çevirme gücünü sergiledi. Cinleri kovdu, sakatlıkları iyileştirdi, hastalıklara şifa verdi, ölüleri diriltti, kalabalıklara yiyecek sağladı ve onları besledi ve doğa üstündeki mükemmel kontrolünü sergiledi. Bu tür eylemleri aracılığı ile vaat edilen Mesih ve Kral olduğuna ilişkin aksi iddia edilemez kanıtlar sağladı.

İsa, ilk gelişinde örnekler şeklinde sağladıklarını ikinci gelişinde evrensel biçimde sağlayacak.

Şeytan’ı ve cinlerini bağladı. Doğal nedenler sonucu ortaya çıkan sakatlık, hastalık ve ölümü ortadan kaldıracak. Toprak artık diken ve çalı üretmeyecek. Çiftçiler daha önce hiç olmadığı kadar bol ürün hasadı elde edecekler. “Yoksulluk” ve “açlık” artık hiç kullanılmayan eski terimler haline gelecekler.

Dünya tarihinin bu altın çağını her ulus tecrübe edecek.

İsa’nın ilk gelişinde yeryüzü vatandaşları tarafından reddedilen göklerin krallığı O’nun ikinci gelişinde tüm dünyada kurulacak ve hüküm sürecek.

“‘O zaman körlerin gözleri, sağırların kulakları açılacak; topallar geyik gibi sıçrayacak, sevinçle haykıracak dilsizlerin dili. Çünkü çölde sular fışkıracak, ırmaklar akacak bozkırda. Kurt ile kuzu birlikte otlayacak, aslan sığır gibi saman yiyecek, yılanın yiyeceği ise toprak olacak. Kutsal dağımın hiçbir yerinde kimse zarar vermeyecek, yok etmeyecek..’ Böyle diyor RAB.” (Yeşaya 35:5-6; 65:25)

Hayvanlar krallığı bile esenlik içinde bir arada olacak, günah dünyaya girmeden önceki koşullara yani, etin yenmediği ve yalnızca sebzenin yendiği plana ve Aden Bahçesi’ne özgü koşullara geri dönülecek.

Ama tüm bunlara rağmen Mesih’in bin yıllık egemenliği sırasında doğmuş olan kişilerin yüreklerinde hala günahın kökü bulunacak. Her çağda olduğu gibi, Adem’in soyunun Tanrı’nın bağışlama armağanını sadece O’nun kurtuluş sağlayışına güvenerek alması gerekecek.

Okuduğumuz son ayetin yılan hakkında neyi haber verdiğine dikkat ettiniz mi? “Yılanın yiyeceği toprak olacak.” Bin yıllık dönem sırasında yılanlar karınlarının üstünde sürünmeye devam edecekler. Toprağın üstünde kayarak gitmeleri şunun hatırlanmasına hizmet edecek: Tanrı’nın planının üçüncü ve son aşamasında laneti sonsuza kadar tersine çevirmek için bir dramatik olayın daha gerçekleşmesi gerekmektedir.

KÖTÜ’NÜN SON HAMLESİ

Daha önce, “Şeytan ve İblis’in, o eski yılanın” bağlanacağını ve Mesih’in bin yıllık egemenliği sırasında dipsiz derinliklerde tutulacağını öğrendik. “Bin yıl tamamlanıncaya dek ulusları bir daha saptırmasın diye” hapsedildi. Ama bin yıl geçtikten sonra kısa bir süre için serbest bırakılması gerekiyor. (Vahiy 20:2-3)

Tanrı Şeytan’ı neden tekrar serbest bırakacak? Onu neden bağlı ve kilit altında tutmayacak?

Sonsuz bilgelik kaynağı Rab kötü sonsuza kadar ortadan kaldırılmadan önce insanın günahlı, ayartılmış yüreğinin açığa çıkarılmasına son bir kez daha izin verecektir. İnsanlık, zamandan sonsuzluğa geçerken, bu gerçek açıkça ortaya çıkacaktır: Adem’in soyu düşmüş doğası üstünde egemen olamayacak kadar çaresizdir. Günahkârları doğru yapabilecek ve onların inatçı yüreklerini değiştirebilecek olan yalnızca RAB Tanrı’dır.

Yürek her şeyden daha aldatıcıdır, iyileşmez. Onu kim anlayabilir? ‘Ben Rab herkesi davranışlarına, yaptıklarının sonucuna göre ödüllendirmek için yüreği yoklar, düşünceyi denerim.’” (Yeremya 17:9-10)

İnsanın yüreği, nasıl “her şeyden daha aldatıcıdır”? Mükemmel bir çevrede, mükemmel bir Kralın mükemmel yönetimi altında bin yıl yaşadıktan sonra bile, Şeytan serbest bırakıldığı anda bin yıllık dönem sırasında yeryüzünde doğmuş olanlardan oluşan büyük bir kalabalık Şeytan’ın yalanlarına inanacak ve O’nun tarafını tutacaktır! Tanrı’nın düşmanı ile güçlerini birleştirecekler ve Yaratıcılarına karşı aynı atalarının Aden Bahçesi’nde yaptıkları gibi isyan edeceklerdir.

Kötü’nün son bir hamlesi olacaktır.

ŞEYTAN’IN SON GAYRETİ

“Bin yıl tamlanınca Şeytan atıldığı zindandan serbest bırakılacak. Yeryüzünün dört bucağındaki ulusları –Gog ile Magog’u– saptırmak, savaş için bir araya getirmek üzere zindandan çıkacak. Toplananların sayısı denizin kumu kadar çoktur. Yeryüzünün dört bir yanından gelerek kutsalların ordugahını ve sevilen kenti kuşattılar. Ama gökten ateş yağdı ve onları yakıp yok etti.” (Vahiy 20:7-9)

Rab, Şeytan’ın baş kaldıran insanlardan oluşan ordusuna Yeruşalim’i kuşatması için izin verecektir, ama bu insanlar bir araya toplanır toplanmaz gökyüzünden ateş yağacak ve onları tüketecektir. Şeytan ve onun tarafını tutanların hepsi yolun sonuna ulaşmış olacaklardır.

EZİLEN YILAN

Bundan sonra tarihin en ciddi olayı meydana gelecektir.

Onları saptıran İblis ise canavar ile sahte peygamberin de içinde bulunduğu ateş ve kükürt gölüne atıldı. Gece gündüz sonsuzlara dek işkence çekeceklerdir. Sonra büyük bir beyaz bir taht ve tahtta oturanı gördüm. Yer ile gök önünden kaçtılar, yok olup gittiler. Tahtın önünde duran küçük büyük ölüleri gördüm. Sonra kitaplar açıldı. Yaşam kitabı denen başka bir kitap daha açıldı. Ölüler kitaplarda yazılanlara bakılarak yaptıklarına göre yargılandı.

Ölüm ve Ölüler Diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür. Adı Yaşam Kitabına yazılmamış olanlar ateş gölüne atıldı. (Vahiy 20:10-15)

Çağlar boyu süren çatışma sonsuza kadar yok olacak.

Büyük Beyaz Tahtın önündeki yargıdan sonra günahın laneti tarihe karışacaktır. Ama Tanrı’nın kötüyü yargılamasından sonra alınan dersler hiçbir zaman unutulmayacaktır. Tüm yaratılış günahın iğrençliğine ve Tanrı’nın doğruluğuna tanık olmuş olacaklardır.

Sonunda yılanın başı nihayet ezilecektir.

Şeytan ve onu izleyen herkes “İblis ile melekleri için hazırlanmış sönmez ateşte” sonsuza kadar hapsedileceklerdir (Matta 25:41). Yargılanmış olanlar bu sonsuz zindandan asla kaçamayacaklardır. Gördükleri bu ceza için Tanrı’yı da suçlayamayacaklardır, çünkü mükemmel bir yeryüzünde mükemmel bir Kral ile bin yıl bereketlenmiş olmalarına rağmen, yine de Yaratıcılarına-Sahiplerine karşı isyan etmeyi seçmişlerdir.

İnsanın ileri sürebileceği hiçbir mazeret olmayacaktır.

Tek gerçek Tanrı’nın ünü ve çağrısı sonsuza kadar haklı çıkacaktır.

Adları Yaşam Kitabında yazılı olanların hepsi sonsuza kadar Rab ile birlikte olacaklar, “ama korkak, imansız, iğrenç, adam öldüren, fuhuş yapan, büyücü, putperest ve bütün yalancılara gelince, onların yeri kükürt ile yanan ateş gölüdür. İkinci ölüm budur.” (Vahiy 21:8)264

Kötü, çirkin başını bir daha asla yukarı kaldıramayacaktır. Tüm yaratılış tek gerçek Tanrı’ya sonsuza kadar boyun eğerek yaşayacaktır.

O’NUN İLE

Bundan sonra olacak olanlar neredeyse hayal bile edilemeyecek kadar harikadır:

“Tahttan yükselen gür bir sesin şöyle dediğini işittim, ‘İşte Tanrı’nın konutu insanların arasındadır. Tanrı onların arasında yaşayacak ve onlar O’nun halkı olacaklar. Tanrı’nın Kendisi de onların arasında bulunacak. Onların gözlerinden bütün yaşları silecek. Artık ölüm olmayacak, artık ne yas ne ağlayış ne de ıstırap olacak. Çünkü önceki düzen ortadan kalktı.” (Vahiy 21:3-5)

Eski Antlaşma’nın ilk iki bölümü nasıl Tanrı’nın orijinal yaratılışını tanımlıyorlarsa, Yeni Antlaşma’nın son iki bölümü de aynı şekilde Tanrı’nın yeni yaratılışını tanımlamaktadırlar. Şeytan, günah ve ölümün uzaklaştırılmalarından sonra her şey Yaratıcı’nın kutsal doğası ile tekrar mükemmel uyum içinde olacaktır. Bundan böyle artık insanlar ya da melekler asla günah tuzağına düşmeyeceklerdir. İhtiyaç duyulan dersler alınmış olacak ve “Tanrı’nın Kendisi onların arasında bulunacak ve onların Tanrısı olacaktır.”

Tanrı’nın programı, yalnızca Adem’in günahının etkilerini uzaklaştırmaktan çok daha fazlasını içerir. Tanrı’nın planında yer alan “her şeyi yenilemektir.” Tanrı’nın halkı O’nun göz kamaştıran varlığı için uygun olan görkemli göksel bedenlerin keyfini çıkaracaktır. Sonsuzluk boyunca her ulustan ve her dönemden kurtarılmış olan canlar O’nun hayranlık uyandıran ve zaman ile sınırlı olmayan planlarında yer alacaklardır. İmanlılar olarak O’nun ile sonsuza kadar birlikte olmak bizim sevincimiz, ve bizim O’nun ile birlikte olmamız da O’nun sevinci olacaktır.

“Tanrı bizimle” konusu, sonsuz bir gerçeklik olacaktır.

O’NUN GİBİ!

Kurtarıcı ve O’nun halkı arasındaki tatlı paydaşlık hiçbir zaman son bulmayacaktır. Adem’in yersel cennette kaybetmiş olduğu yenilenecek ve göksel Cennet’te daha da üstün hale gelecektir. Tanrı, ilk erkek ve kadını yaratmak üzereyken, şöyle dedi,

“İnsanı kendi suretimizde, kendimize benzer yaratalım” dedi. (Yaratılış 1:26)

Her şey tam O’nun planladığı şekilde meydana gelecek.

Cennet O’nun karakterinin ve tutumunun suretini ve benzeyişini taşıyan erkekler ve kadınlarla dolu olacaktır. Günah artık bir olasılık dahi olmayacaktır. Tanrı halkı doğruluk ile mühürlenecektir. Peygamber Davut, “ama ben doğruluk sayesinde yüzünü göreceğim senin. Uyanınca suretini görmeye doyacağım” (Mezmur 17:15) satırlarını yazdığı zaman bu durumu önceden görmüştü.

Fidye ile kurtarılmış erkekler, kadınlar ve çocuklar O’nun Oğlu’nun benzeyişine dönüştürülmüş olarak” (Romalılar 8:29) Tanrı’nın yeni yaratılışı olarak sonsuza kadar güvende olacaklardır.

“Ne olacağımız henüz bize gösterilmedi, ama Mesih göründüğü zaman O’na benzer olacağımızı biliyoruz. Çünkü O’nu olduğu gibi göreceğiz.” (1. Yuhanna 3:2)

O’NUN İÇİN!

Başlangıçtan beri Yaratıcı’nın amacı insanlık arasındaki krallığını öyle bir şekilde kurmaktı ki, bizler O’nun görkemini, saflığını, sevgisini, adaletini, merhametini ve lütfunu bilelim ve takdir edelim.

Şeytan ile yapılan uzun savaşın tamamı boyunca Tanrı’nın planı her zaman “öteki uluslardan kendi adı için bir halk çıkarmak amacı ile onlara yaklaşmaktı” (Elçilerin İşleri 15:14). Rab, yeryüzüne kazanmak için geldiği şeye sahip olacaktır: şükran dolu, tapınan yüreklerle Kendi benzeyişindeki kurtarılmış bir halk sonsuza kadar O’nu sevecek, övecek ve O’ndan zevk alacaktır.

Tanrı’nın laneti tersine çevirmek konusundaki planının üçüncü ve son aşaması, artık her an başlayabilirdi.

Hazır mısınız?

İsa’nın dönüşü hakkındaki düşünce sizi sevindiriyor mu, yoksa korkutuyor mu?

Kutsal Kitap, Kutsal Yazılar’da yaptığımız bu yolculukta bakmaya zaman bulamadığımız son zamanlar konusunda bize daha pek çok anlayış sağlar. Şimdilik güvenilir Yaratıcımız’ın kitabının son bölümünde bulunan küçük bir peygamberliği yerine getireceğini bilmemiz yeterli olacaktır:

Artık hiçbir lanet kalmayacak!” (Vahiy 22:3)